Şans Üzerine…

Şans yaşadığımız hayatı etkileyen en önemli etkenlerdendir. Bunu Aristoteles de kabul etmiştir. Ancak günümüzde bazı yazarlar “şans  diye bir şey olmadığını, insanın şansını kendinin yarattığını” savunurlar.  Yanılıyorlar. Şans vardır ve ben bu yazımda bunu savunacağım.

Bir piyango olayını düşünün. 4 kişi var. Bunlardan birincisi hiç bilet almamış. İkinci kişiye ilk bilet alışında büyük ikramiye çıkmış. Üçüncü kişi 150 kere bilet almış sonunda büyük ikramiye çıkmış. Dördüncü kişi ise 300 üncü kere bilet almış ve henüz ikramiye kazanamamış.

Bu 4 kişinin durumunu ayrı ayrı değerlendirdiğimizde, birinci kişi hiç bilet almadığı için piyango kazanma ihtimali yok. Ancak bu onun şanslı veya şanssız olduğunu göstermez.

İkinci kişiye ise ilk seferinde büyük ikramiyeyi kazandığı için “şanslı” diyebiliriz.

Üçüncü kişi bazı kişisel gelişim uzmanlarının dediği gibi, şansını zorlamıştır. 150 bilet aldıktan sonra da ikramiyeyi kazanmıştır.

Dördüncü kişinin durumunu değerlendirdiğimizde onun şansını üçüncü kişiye göre 2 kat fazla zorladığını görürüz. Ona göre çok daha azimlidir. Ama sonuç kişisel gelişimcilerin dediği gibi olmamıştır. Dördüncü kişi bir türlü ikramiyeyi kazanamadığı gibi, 300 tane bilet parası harcamıştır. Şimdi bu kişiye “Şanssız” değil de ne diyebiliriz ?

Tekrar birinci kişiye dönersek, bu kişi belki ikinci kişi gibi ilk bilet aldığında kazanacak, belki de dördüncü kişi gibi 300 bilet alıp bir sürü para harcadığı halde kazanamayacaktı. O ise bunu hiç denememeyi seçmiş. Şimdi bu kişi büyük ikramiyeyi kaçırdığı için “şanssız” veya 300 bilet parası cebinde kaldığı için “şanslı” olarak da nitelenebilir.

Bazı insanların şansı doğuştan başlar. Zengin bir ailede doğmuş, iyi bir eğitim almış, ailesinin geniş bir iş çevresi olan bir insanın iş hayatında başarılı olması, sürpriz değildir. Bu tip kişilerin çoğu başarılı olduğu zaman bunu şanslı olmalarına değil, ne kadar çalışkan olduklarına bağlarlar. Oysa fakir bir ailede doğmuş, eğitimini tamamlayamamış, kendisine yardımcı olacak bir tanıdığı olmamış olsa, belki daha fazla çalıştığı halde, herhangi bir başarılarından söz edilmeyecekti.

“İnsanın şansını kendi yarattığı” söylemi, tamamen üçüncü kişinin durumuna benzer. Yaptığı denemelerin bir noktasında şansı dönmüştür. Oysa dönmeyen insanlar da vardır.

İnşaatlarda şarkı söylerken keşfedilen kaç tane İbrahim Tatlıses var ? Sadece 1 tane. Oysa inşaatlarda şarkı söyleyen binlerce işçi var. Ya sesleri Allah vergisi olarak çok iyi değil. Ya inşaatlarının önünden türkücü arayan bir menajer geçmiyor. Ya da menajer geçerken, o yemek yiyor. Üstelik de bu sadece bir başlangıç. Sesiniz güzel, menajer geçti, sesinizi duydu, ve sahneye çıktınız. İş bitti mi ? Heyecandan sahnede ilk söylediğiniz şarkının sözlerini unutamaz mısınız ? Gördünüz mi şans ne kadar çok faktör içeriyor ?

İnsanlar bir şekilde ön plana çıkmış kişilere odaklanır. Meşhur olmuş, zengin olmuş, kişiler büyük oranda şanslı kişilerdir.

Bir de doğru işe odaklanan kişiler vardır. İşte bu birinci kişinin yapabileceği bir şeydir. O piyango bileti almayarak işini şansa bırakmamıştır. İşte insanların kendilerini tanımaları, neler yapabileceklerini bilmeleri o yüzden önemlidir. Kendisini iyi tanıyan, neye yeteneği olduğunu iyi bilen, elindeki imkanları doğru değerlendiren bir insanın şans ile işi daha azdır. O kişinin sesi güzelse, insanların karşısında sık sık şarkı söyler ve kendisini sahneye hazırlar. O kişi inşaatın önünden birisinin geçmesiniz beklemez. Gider menajeri kendi bulur. Kısacası hangi durumda ne yapacağını bilir.

Hayatımızda belli bir şansın varlığını kabul etmemiz gerekiyor ki, her ihtimalde ne yapabileceğimize hazır olalım.

 

Bu yazı Yazılar içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.