Aristoteles’in Klasik Mantığın temelini atmasından günümüze kadar geçen 2500 senede Felsefenin Mantık alanında bir çok değişiklikler oldu. Ancak bugün geldiğimiz noktada Mantık, çağımız insanının ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor. Özellikle son 50 yılda yaşadığımız dünyadaki gelişmeler, eski filozofların hayal bile edemeyecekleri şekillerde yeni olguların ortaya çıkmasına sebep oldu. Bugün artık bir önermenin yapısının geçerliliği veya tutarlılığı değil, doğruluğu önem kazanmış durumda.
Evet “Doğru” kişiden kişiye değişir. Ancak burada bahsedilen “Doğru” değişmeyen ve “Yalan”‘ın karşılığı olan doğrudur. Yani çeşitli iletişim araçlarından gelen binlerce bilgi içinden hangilerinin yalan, hangilerinin doğru olduğunu tespit etme durumudur.
Bunu klasik veya modern mantık sistemleri ile belirlemek mümkün değildir. Zira günümüzde önermenin yapısından önce içeriği ve kaynağı önemlidir. Hatta bazen ortada hiçbir önerme bile olmayabilir. Bir resmin bile doğruluğu incelenebilmelidir.
Günümüzde Felsefe’nin öneminin kalmadığını iddia edenler çok ciddi bir yanılgı içindedirler. Çünkü felsefenin temeli olan sorgulama, her şeyden önemli bir hale gelmiştir. Bunun yepyeni ve doğrudan halkın kullanabileceği bir mantık sistemi ile birleşmesi, yepyeni bir aydınlanma çağı başlatacaktır.
Mantık halka inmelidir. Eğitim almamış kişilerin anlamadığı, öğrencilerin sırf sınıf geçmek için ezberleyip hayatlarında bir kere bile kullanmadıkları sistemler sadece akademik çevrelerde ve günümüz bilgisayar teknolojilerinde bir anlam ifade eder. Oysa Mantıklı bir insan dediğimiz sokaktaki herhangi bir insanla, diğer insanların farkı öğretilmesi gereken sistemi de ortaya koyar.