Bir piyango düzenlendiği zaman kazanacak kişi sayısı bellidir. Piyangoyu eğer 1 kişinin kazanması planlandıysa ve 1.000.000 bilet satıldıysa, 1 kişinin o piyangoyu kazanma ihtimali 1.000.000 da 1 dir.
Çekiliş yapılır ve 1 kişi o piyangoyu kazanır. Ama 999.999 kişi piyangoyu kaybetmiştir. Biz bilet sayısını bildiğimiz için bu örnekte kaybeden kişi sayısını biliyoruz. Ancak bir de kaybeden sayısını düşünmediğimiz ve kazananın sadece kendimiz olduğunu düşündüğümüz durumlar var.
Yaşam da bunlardan biri. Bir çok filozof olayı kazanan üzerinden değerlendirerek bunun çok ince bir ayarın sonucu olduğunu söylüyorlar. Bilim adamları bile örneğin büyük patlamanın hızındaki en ufak bir sapmanın evrenin oluşmamasına sebep olacağını söylüyor. Gezegenimiz güneşin biraz daha uzak veya yakınında olsa yaşamın başlayamayacağını savunuyorlar.
Olayın atlanan kısmı bizim kazanan bilete sahip olduğumuz gerçeği. Ya bu koşullar biz yaşamaya başlayalım diye oluşmuş değil de, biz bu koşullar oluştuğu için yaşamaya başladıysak ? Kaybeden bilet sayısını biliyor muyuz ? Hayır bilmiyoruz !
Büyük patlamanın kaç kere meydana geldiği ve bunların kaç tanesinde evreni oluşturabilecek hıza ulaşmadığı hakkında kesin bir fikrimiz var mı ? Biz sadece doğru hıza ulaşan patlama sonucu evrenimizin oluştuğumuzu düşünüyoruz.
Daha önemlisi biz dünyanın koşullarında oluştuğumuzu biliyoruz. Koşulları daha farklı bir gezegende yaşam oluşmayacağının garantisi var mı ? Dünyanın yaşam olması imkansız denilen koşullarında bile hayat bulundu. Demek ki hayatın oluşmak için çeşitli yolları var. En olmaz denilen gezegende bile canlı yaşam olabilir.
Böyle bir durumda varolmamızın ince bir ayar olduğunu da söyleyemeyiz. Biz bu ayarlar olduğu için varolduk. Ama malesef bu ayarların bir kısmını fazla düşünmeden bozuyoruz. İnsanlık bir gün yok olacaksa, bu ayarları yaşayamayacağı şekilde bozduğu için yok olacak.