İnsanlar hissettikleri şekilde yaşar ama algılandıkları şekilde etki ederler. Bir insanın ne yaparsa yapsın kendisini başarılı hissetmesi, kendisi açısından güzel bir şey olabilir. Polyanacılık dediğimiz bu olguda, bir olayda başarı bulmak isteyen bir insan, mutlaka bulur. Mesela son seçime giren 20 parti başkanı da aldıkları sonuçta başarı bulabildiler.
Lakin bir de olayın dış boyutu vardır. Kendilerini başarılı hisseden insanlar, eğer dışarıdan başarısız olarak görülüyorlarsa, diğer insanların onlara karşı tavır ve hareketleri de başarısızlarmış gibi olur.
Başarısızlık, kötü bir şey değildir. Ders alınması gereken bir şeydir. Başarısızlığını kabul eden bir insan nerede hata yaptığını bulmaya çalışır. Tekrar başarısız olmamak için aynı hataları tekrarlamamaya dikkat eder. Ama kendini başarılı olarak gören bir kişi için bu geçerli değildir. Dolayısı ile aynı hatalar tekrar yapılır ve aynı sonuçlar alınır.
Tabi Polyana ruhlu kişi, aynı sonucu aldığı için de kendini başarılı sayıp, mutlu olabilir. Ama toplum içinde yaşıyorsak insanların biraz da diğer insanların fikirlerine önem vermesi gerekir.
Mesela, “En başarılı benim, bir başarısızlık varsa başkalarının suçudur.” havasındaki bir kişi, bir süre sonra çevresindekileri kaçırarak, yalnız kalmaya mahküm olabilir. Bu bir sonuçtur.
Bir de grup psikolojisi vardır. Bir amaç için biraraya gelen insanlar bir süre sonra kendilerini bu psiklojiye kaptırarak gerçeklerden uzaklaşabilirler. Mesela grup liderine uyup, toplu halde başarılı olduklarını iddia edebilirler.
Bunun sonucu da, grubun dışarıdaki kişilerce ciddiye alınmaması ve gittikçe küçülerek yok olması olur.