Protagoras ve Görecelilik

Protagoras, tüm doğruların göreceli olduğunu söylüyordu. Sokrates ve Platon ise ona şiddetle karşı çıktılar. Özellikle Platon, bütün şeylerin bir idea’sı olduğunu iddia ederek, her şeyi standartlaştırmaya çalıştı. Doğal olarak amaçlarından bir tanesi standartlara “idealara” uygun her şeyin doğru, uygun olmayanların yanlış olduğunu göstermekti.

Doğruları standartlaştırma çabası günümüze kadar devam etti. Özellikle dinler Platon’un bu standartlaştırma çabasına destek verdiler. Çünkü onlar da her türlü standardı Tanrı’dan gelen emirlerle belirliyorlardı. İnsanların standart diye bir şeyi kabul etmemesi, dinleri zor duruma sokardı.

Tabi bu arada olan Protagoras ve onun gibi düşünen Sofistlere oldu. Günümüzde bile Sofistler kötü anılıyorlar. Oysa onlar büyük ölçüde haklıydı. Gelişen Psikoloji ve Sosyoloji, insanların ve toplumların çok farklı düşünce ve davranışları olduğunu, üstelik bunların insanın doğasından kaynaklandığını gösterdiler.

Peki, tüm doğrular göreceli mi ? Önce “Görecelilik” kavramına bakalım. Nereden bakalım ? Standartlaştırma yapan bir sözlükten. Türk Dil Kurumuna göre Görecelilik : “Göreceli olma durumu” şeklinde açıklanıyor. Göreceli kavramı ise : “Varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı bulunan, mutlak olmayan, göreli, bağıntılı, izafi, nispi, rölatif” şeklinde açıklanıyor.

Yani bir şeyin göreceli olması, “kişiye göre değişmesi” ve “kesin olmaması” dır. “Doğru”nun göreceli olması da, doğrunun kişiye göre değişmesidir.

Şimdi ben burada bir şey yaptım. Bir kavramı tanımlarken hata yapmamak ve kendi bakışımı fazla karıştırmamak için bir standartlaştırma kaynağına baktım.

İnsanlar birarada yaşayabilmek ve anlaşabilmek için bazı ortak şeylere ihtiyaç duyarlar. Bunlardan en önemlisi “Dil” dir. Dil sayesinde insanlar konuşarak birbirleri ile anlaşır. Dilin standartları vardır. Aksi halde insanlar birbirlerini anlayamazlar. Bir kelimeyi ben farklı anlamda kullanırsam, karşı taraf farklı anlamda anlarsa, derdimi anlatamam.

Standartı olan her şeyin o standarda uyan ve uymayanlarla ilgili doğru ve yanlışları vardır. Mesela “Şemsiye” kelimesi yağmurdan korunmak için kullandığımız bir nesneyi ifade eder. Bu nesneye “Şemşiye” dersek, belki anlaşılırız, ama kelimeyi yanlış kullanmış oluruz. Doğrusu “Şemsiye” dir. Bu doğru göreceli değildir.

O halde Protagoras’ı çürüttük. Ancak nasıl çürüttük ? Sadece tüm doğruların göreceli olmadığını gördük. Zaten Protagoras’a en çok yapılan itirazlardan biri “Tüm doğrular göreceli ise, senin bu söylediğin de görecelidir.” şeklindedir. Ve Protagoras’ın söylediği sözle bir paradoks yarattığını vurgular.

Doğrudur. Her, Tüm, Herkes, Hiçbiri, Hiç kimse,… gibi bir bütünü kapsayan cümleler kurarken, çok dikkatli olmak gerekir. Yoksa yukarıdaki gibi paradokslar oluşabildiği gibi, ciddi yanlışlıklar da yapılabilir. Protagoras da bir yanlış yapmış ve bazı kesin doğrular olduğunu ve olması gerektiğini atlamıştır.

Peki göreceli olan doğrular hangileri ? Bunu gelecek yazımda yazacağım.

Bu yazı Yazılar içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.