Standartlaştırma Kaynakları 2

İnsanlar öncelikle dünya üzerinde yaşarlar. Bu bakımdan evrensel standartların kapsamındadırlar. Daha sonra belli bir ülkeye bağlıdırlar. Yani bölgesel standartların kapsamındadırlar. Ve toplumsal yaşam içinde çeşitli gruplara üyedirler. Bu grupların da standartlarını kabul etmek durumundadırlar. Bütün bu standartlar bazen birbirlerini tamamladıkları gibi, bazen de çelişkilere yol açarlar. İşte insanların doğrularını farklılaştıran koşullardan biri budur.

Mesela dünyada kadınların sünnet edilmesi genellikle kınanan bir davranıştır. Ancak Afrika’nın bazı yerlerinde kadınların sünnet olması gelenek ve görenekler açısından zorlayıcıdır. İşte bu noktada evrensel standartlar ile grupsal standartlar çelişir. Evrensel standartlarda yaşamaya çalışan bir insan, kızını sünnet ettirmeme kararı alırsa, bağlı olduğu gruba göre yanlış yapmış olur. Ama dünyadaki diğer insanlar onun doğru yaptığını söylerler.

Peki bu standlar hangi kaynaklara göre belirlenmiştir ?  Kadınların sünnet edilmesine, Birleşmiş Milletler teşkilatı ve Dünya Sağlık Örgütü karşı çıkmakta ve mücadele etmeye çalışmaktadır. Bunlar uluslararası kurumlardır. Bir çok devlet tarafından aldıkları kararlar kabul edilmektedir. Yani birer Evrensel standartlaştırma kaynağıdırlar. Öte yandan Afrika’daki uygulamalar daha çok geleneksel dinlere ve İslam dinini o şekilde yorumlayan bazı din büyüklerine dayanmaktadır. Bu noktada kadın sünneti için standartlaştırma kaynakları dini belgeler ve sözü geçen din büyükleridir.

Kişi bu konuda çeşitli kaynaklardan aldığı bilgileri ve yapacağı hareketin sonuçlarını iyice ölçüp biçecek ve ona göre bir karar verecektir. Veya bazı kaynaklardan hiç haberi bile olmadan tek bir kaynağa dayanarak hareket edecektir. Standartlaştırma kaynaklarının çelişmesi, kişi ne yaparsa yapsın, bazı kişilerin doğru, bazı kişilerin yanlış yaptığını söylemesine yol açar.

Evrensel standartlaştırma kaynaklarının diğerlerinden daha çok insanı kapsaması, daha fazla insanın aynı şeyleri doğru sayması anlamına gelir. Bir şeyi ne kadar çok insan doğru kabul ederse, o şey üzerinde o kadar az tartışma olur. Bu da dünya üzerinde huzuru sağlama yönünde önemli bir husustur. Yani dünya üzerinde huzurun tesisi, Evrensel standartlaştırma kaynaklarının çelişkili durumlarda, daha çok insan tarafından diğer kaynaklara üstün kabul edilmesi ile olur.

Ortaçağ’da günümüzdeki gibi bütün dünya üzerinde etkili Evrensel standartlaştırma kaynakları yoktu. Avrupa’daki en etkili standartlaştırma kaynağı Papalıktı. Papalık Hristiyanlığın standartlarını belirliyordu. Bu sayede de Hristiyan olduğunu söyleyen bütün devletler ve Hristiyanlığı kabul etmiş insanlar üzerinde bir etkiye sahipti. Nitekim aynı dönemde Halifelik makamı da Müslümanlar üzerinde benzer bir etkiye sahipti. Dinlerin devletler üzerinde etkili olması, dini kuralları grupsal olmaktan çıkararak, devletlerin sınırlarına yaymış ve bölgesel hale getirmişti. Bölgesel hale gelen dini kurallar ise, o dine inanmayan, yani o dini gruba ait olmayan kişileri de etkiliyordu. Günümüzde hala dinin etkili olduğu ülkelerde aynı durum mevcuttur.

Ortaçağ’da Avrupa’da yaşayıp Hristiyan olmayan kişiler çok ciddi sorunlar yaşamışlardır. Hristiyanlığın doğruları Hristiyan olmayanları kesinlikle ilgilendirmediği halde, insanlar Hristiyan olmaya ve bu doğrulara uymaya zorlanmışlardır. Nitekim günümüzde de İran’a giden bir gayrimüslim kadın, kendi inancında olmamasına rağmen kafasını bir Müslüman gibi örtmek zorundadır. Bu Müslümanları ilgilendiren grupsal bir kural olmasına rağmen, İran devleti tarafından standartlaştırılmış ve bölgesel hale getirilmiştir.

Ortaçağ’da Papalık ve ona bağlı olan kilise teşkilatları hemen her konuda etkileri altındaki devletlerin vatandaşlarına karışabiliyorlardı. Bir insanın kendi doğru bildiğini söylemesi, kilise görevlilerince dine aykırı görülmesi halinde, o insanın öldürülmesine yol açabiliyordu. Tabi bu ortamda bilimsel verilerin de açıklanması güçleşiyordu. Kilisenin söylediklerine aykırı düşen keşif ve buluşlar, kolay kolay açıklanamıyordu. O dönem zar zor açıklanan bilimsel buluşların çoğu sonradan doğru kabul edilerek bilimsel kaynaklara girmiştir. Mesela Dünya’nın Güneş çevresinde dönüyor olması böyle bir keşiftir.

Bilimsel kaynaklar günümüzde Evrensel standartlaştırma kaynağı haline gelmiştir. Çünkü keşif ve buluşlar dünyanın tamamını ilgilendirmekte ve etkilemektedir. Ancak bilimsel kaynaklarda yazılanlar zamanla farklılık gösterebilir. Zaman, bazı buluş ve keşiflerin doğruluğunu onayladığı gibi, bazılarını da yeni verilerle yanlışlamaktadır.

En eski ve temel bilimsel standartlardan biri matematiksel standartlardır. Matematikte kullanılan rakam ve işlemler bütün dünyada aynı şekilde kabul edilir. 2 X 2 bütün dünyada aynı şekilde anlaşılır (Bazı ülkelerde rakamların gösterimi farklıdır. Ama kullanımı aynıdır.) ve matematiğin bilindiği her yerde de cevap 4 tür. Geçmişte bundan yola çıkan bazı filozoflar, kesin doğruya ulaşmanın yolunun onu matematikleştirmekten geçtiğini savunmuşladır. Oysa gözden kaçan bir husus vardır. Matematiksel standartların temel kaynağı gözümüzle gördüğümüz gerçeklerdir. 2 sandalyenin yanına 2 sandalye daha koyduğumuzda 2 kere 2 yi veya 2 artı 2 yi gözümüzle görmüş oluruz. Ve bu sandalyeleri saydığımızda 4 ten başka sonuç elde edemeyiz. Saymayı bilen hiç kimse elde edemez. Bu kesin bir doğrudur. Aynı kesinlik ancak herkesin görüp aynı sonucu çıkardığı olaylara uygulanabilir.

Ama kişiler gördükleri olaylardan farklı sonuçlar çıkarabilirler. Bu farklı sonuçlar, bazı standartlaştırma kaynaklarının aynı konuda farklılıklar içermesine de neden olabilir. Bu hususu gelecek yazıda açacağım.

Bu yazı Yazılar içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.