Korumacılıkta Koruyucu Devlet ve İhtiyaçlar 1

Bireylerin çeşitli ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçların bazıları hayati ihtiyaçlarken, bazıları toplumsal yaşamın getirdiği ihtiyaçlardır. Birey yaşamı boyunca bu ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır.

Diğer yandan günümüzde bir devlet gerçeği vardır. Her birey doğumundan itibaren, istisnai bir durum yoksa, bir devletin vatandaşı olur. Ve bireyler doğdukları devleti kendileri seçemezler. Bu yüzden devlet, bireyin bir “Doğum şansı”dır. Birey büyüdükçe vatandaşı olduğu devletten memnun olabilir veya olmayabilir. Ama memnun olmasa bile bu vatandaşlık durumunu kolayca değiştiremez. Zira başka devletler, kolay kolay başka bir yerde doğmuş bir insanı vatandaşlığa kabul etmezler.

Bireyin kendi seçmediği bir devlette yaşaması bir adaletsizlik ise, bunu düzeltebilecek olan şey, devletlerin bireyler için mükemmel olmaya çalışmasıdır. İşte korumacılık (protectionism) adını verdiğim ideoloji de bu mükemmel devletin yapması gerekenleri ortaya koymaya çalışmaktadır. Bana göre mükemmel devlet, bir bireyin bütün ihtiyaçlarını karşılayabildiği devlettir.

Peki bu ihtiyaçlar nelerdir ?

Bunu Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinden öğrenebiliriz. Maslow bir bireyin ihtiyaçlarını en temelden başlayarak, ihtiyacın önemine göre beş kademede saymıştır. Şimdi bunlara bir bakalım.

1 . Fizyolojik gereksinimler (nefes, besin, su, cinsellik, uyku, denge, boşaltım)

2 . Güvenlik gereksinimi (vücut, iş, kaynak, etik, aile, sağlık, mülkiyet güvenliği)

3 . Ait olma, sevgi, sevecenlik gereksinimi (arkadaşlık, aile, cinsel yakınlık)

4 . Saygınlık gereksinimi (kendine saygı, güven, başarı, diğerlerinin saygısı, başkalarına saygı)

5 . Kendini gerçekleştirme gereksinimi (erdem, yaratıcılık, doğallık, problem çözme, önyargısız olma, gerçeklerin kabulü) * Kaynak : Vikipedi
Birey bütün bu ihtiyaçlarını karşılayabildiği oranda yaşamını mutlu bir insan olarak sürdürebilir. Ancak görüldüğü gibi ihtiyaçların bir sırası var. Bu sıranın bazı durumlarda tercihlerde etken olması gerekir.

Bir ülke içinde yaşayan bireyler, içinde bulundukları farklı koşullardan dolayı, bu hiyerarşinin farklı kademelerini karşılamaya odaklı olabilirler. Bu durum bireyler arasında bazı çakışmaların oluşmasına yol açabilir. Keza aynı kademeye odaklı bireyler arasında da çakışmalar olabilir. İşte Koruyucu Devlet adını verdiğim devlet, bu durumu çözmek için hiyerarşinin en alt kademesinden başlayarak bütün vatandaşlarını korumaya alır. Yani Korumacılık, bütün vatandaşların hayat haklarını ve bunun için gereksinimlerini korumakla işe başlar.

İnsanlar dünya içinde yaşadıkları için, dünyanın insan yaşamına uygun olması gerekir. Yani dünyanın insan yaşamına uygun olmayan bir hale getirilmesi, bütün insanların yaşam hakkını ortadan kaldırmak anlamına gelir. O halde Koruyucu Devlet için birinci sırada dünyanın korunması gelir. Mesela Koruyucu Devlet, doğanın zarar görmesi pahasına, kirletici enerji kaynaklarının kullanılmasına izin veremez.

İnsanlar yaşadıkları sürece yemek yemek ve su içmek zorundadırlar. Koruyucu Devlet için ikinci sırada vatandaşlarının yiyecek ve su ihtiyacını karşılayacak tedbirleri almak gelir. Günümüzde bunu başaramamış, halkları açlıkla boğuşan ülkeler mevcut. Keza su kaynaklarını koruyamayan ve kalitesiz su içmek zorunda kalan ülkeler de. Bu ülkelerde doğmuş olmak, başlı başına bir “Doğum Şanssızlığı”dır.

Devlet elbette vatandaşlarının yaşamasını sağlamaya çalışırken, onların sağlığını da düşünmek zorundadır. İnsanlar çeşitli sebeplerle hastalanabilir. Hastalıklar bireysel olabildiği gibi, salgın haline de gelebilir. Devlet gerek salgın hastalıkların önlenmesinde, gerek bireysel hastalıkların tedavisinde vatandaşlarının yanında olmalıdır. Koruyucu Devlet, ne olursa olsun bütün vatandaşlarının ihtiyaç duyduklarında tedavi görebilmesini sağlar.

Barınma bir insan için en önemli ihtiyaçlardan biridir. Hayvanların bile sığındığı yerler varken, insanların açıkta kalması düşünülemez. O halde Koruyucu Devlet bu konuyla da ilgilenmek zorundadır. İnsanları ülke sınırları içine öylesine salıp, “nerede, ne yaparlarsa yapsınlar” diye serbest bırakamaz. Devlet bir yandan insanların düzenli bir yerleşim kurması ile ilgilenirken, diğer yandan da açıkta kimsenin kalmamasını sağlamalıdır.

Toplumsal yapı içinde ortaya çıkan bazı temel ihtiyaçlar da insan için hayati önemdedir. Güvenlik, Aile ve İş öncelikli olarak sayılabilir. Bu ihtiyaçlar aynı zamanda ihtiyaçlar hiyerarşisindeki diğer ihtiyaçlarla da sıkı bir bağlantı içindedir.

Güvenlik zaten devletlerin bir nevi kuruluş sebebidir. İnsanlar özgürlüklerinin bir kısmından bu ihtiyaçlarını karşılayabilmek için vazgeçmişlerdir. O halde devlet de bunu sağlamalıdır. Bireyler ülke sınırları içinde, hayatlarını ve sahip olduklarını kaybetme korkuları olmadan yaşamalıdır.

Aile de önemlidir. Devlet, bireylerin istedikleri zaman, karşılıklı olmak şartıyla ,istedikleri kişi ile aile kurmalarına, istedikleri kadar çocuk yapabilmelerine imkan tanımalıdır. Tabi ki istemeyenin de evlenmeden yaşamasına… Burada çocuk sayısı konusu hassas bir durumdur. Bazı ülkeler çocuk yapılmasını teşvik edebilir, bazı ülkeler ise tam tersi zorluk çıkarabilir. Çünkü ülke nüfusunun ülke kaynakları ve ülkenin geleceği ile uygun olması gerekir. Devletin nüfusu kontrol altında tutması, geleceğe yönelik ekonomik planlama ve kaynak planlaması için gereklidir. Ancak özellikle nüfusu azaltıcı tedbirler gerektiğinde, bunu yasaklama ile yapmak, Koruyucu Devlet için uygun bir yöntem değildir. Koruyucu Devlet böyle bir durumda az çocuğu teşvik eden tedbirler alır.

İş ise hassas bir konudur. Çünkü çalışma veya çalışmama özgürlüğü bireyin özgürlüklerinin önemli bir kısmını oluşturur. Mesela bir kölenin çalışmama özgürlüğü olmadığı gibi, hayatının önemli bir bölümünü başkaları için çalışarak geçirir. İstediklerini yapamaz. O açıdan çalışmanın bir insanın kişisel tercihine bağlı olması gerekir. Diğer yandan çalışmayan insan, başka bir geliri olmaması durumunda, hayatı için gerekli ihtiyaçları temin edemez. Koruyucu Devletin bu konudaki görevi öncelikle, isteyen herkesin çalışmasını sağlayacak tedbirler almaktır.

Aile, İş ve Güvenlik yalın halleri ile oldukça basit konular gibi görünse de, Aile hayatı, İş hayatı ve Günlük yaşamda güvenlik çok daha kapsamlı konuları içerir ve bir bireyin hayatının önemli bir bölümünü kapsar. Bireyin daha üst seviyelerdeki ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için, bu alanların düzgün olması gerekir. Keza bu alanlar çok farklı konuları içerir ve hepsinde de devletin bir rolü vardır. Mesela iş hayatında girişimcilik başlı başına bir konudur. Bunlara daha ileride gireceğim.

Bir diğer önemli konu ise cinselliktir. Cinsellik bireylerin özel yaşamları ve tercihleri ile ilgili bir konudur. Koruyucu Devletin bu konudaki rolü bireylerin tercihlerine ve özel yaşamlarına başkalarının karışmamasını sağlamaktır.

Bu yazı Korumacılık içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.