Öncelikle mevcut eğitimin tarihsel durumuna bir bakmak gerekiyor. Eğitim tarihsel süreçte sürekli artan bir şey. İnsanlar gittikçe daha çok yılı eğitime ayırıyorlar. Ancak eğitimin miktar olarak artması, eğitimin sağladığı yararı da arttırıyor mu ?
18. yy’da modern üniversitelerin yeni yeni kurulmaya başladığını biliyoruz. Çok az insanın üniversite eğitimi alma imkanı vardı. Hatta 20. yy ortalarında bile lise eğitimi almış kişiler çok azdı. Buna karşın üniversiteler birer araştırma merkezi işlevi görüyordu. O dönemlerde üniversitelerde yapılan bilimsel keşifleri hala kullanıyor, felsefik çalışmaları hala tartışıyoruz.
Günümüzde üniversiteler iş bulabilmek için kullanılıyor. Çünkü çoğu firma, yapılacak iş ile alakası olmayan bilgilere sahip insanları, sırf üniversite mezunu diye işe alıyor. Bu da gençleri mutlaka bir üniversite bitirmeye yönlendiriyor.
Üniversiteler çok yaygınlaşmasına ve üniversite mezunları çok artmasına karşın, yapılan keşif ve icatların üniversiteler ile fazla bir alakası olmuyor. Örneğin dünyanın en yaygın bilgisayar işletim sistemini, üniversiteyi bitirmeden yarım bırakan bir kişi buldu. Bunda elbette üniversite eğitim sisteminin kötüleşmesinin de etkisi var. Daha fazla öğrenciye standart bilgiler sunma çabasındaki bir üniversitenin yaratıcı işler yapmasını bekleyemeyiz.
Kısacası geçmişe göre daha fazla okuyan insanlar, daha fazla bir şeyler yapabilecek bir bilgi sahibi olmuyorlar. Mal ve hizmet üretiminde kullanabilecekleri zamanlarını, boşa vakit harcayarak geçiriyorlar.
Geçmişe göre değişen bir başka durum da üniversite eğitiminin uzaktan alınabilmesi. Bilgisayar ve iletişim teknolojileri sayesinde artık insanlar istedikleri zaman istedikleri yerden üniversite eğitimi alabiliyorlar.
Günümüzde bilgiye ulaşmak da çok kolay bir hale geldi. Artık herhangi bir konuda bilgiyi insanlar kısa süre içerisinde cep telefonları ve bilgisayarlarından bulabiliyorlar. Bu yüzden okullarda, mezun olur olmaz unutulacak bilgilerin ezberletilmesine gerek yoktur. Günümüzde önemli olan, insanların hangi bilgilere ihtiyaçları olduğunu, bunları nasıl bulabileceklerini ve doğruluklarına nasıl emin olabileceklerini ve en önemlisi bunları nasıl kullanabileceklerini öğrenmeleridir.
Koruyucu Devlet, vatandaşlarına ihtiyaçları olan eğitimi sağlarken, diğer yandan onları vakit kaybından korumalı, aynı zamanda bireylerin ve devletin kaynak israfını önlemelidir.
Bu nedenle öncelikle lise eğitimi tamamen mesleki hale getirilmelidir. Ortaokulda temel bazı bilgileri öğrenen öğrenciler, lisede ileride çalışmak istedikleri meslek doğrultusunda yetiştirilmelidir. Lise sona kadar eğitim parasız olmalı ve devlet tarafından karşılanmalıdır.
Üniversite sayısı azaltılmalı ve tamamen bilimsel çalışmalar yapmak isteyenlere ve Tıp, Mühendislik gibi uzaktan eğitim verilemeyecek dallarda eğitim vermelidir. Bu üniversiteler de öğrencilerini kendi seçme sistemleri ile belirlemelidir. Ayrıca bunlar tamamen parasız olmalı ve devlet tarafından karşılanmalıdır.
Diğer yandan isteyenler bir yandan çalışma hayatlarını sürdürürken, diğer yandan çeşitli konularda uzaktan eğitim alabilmelidir. Ancak bu eğitimin maliyeti bireyler tarafından karşılanmalıdır.
Lisede yanlış karar verdiğini düşünen ve farklı mesleklere yönelmek isteyen kişiler için de özel mesleki kurslar olmalıdır.
Bu yukarıdakiler benim şahsi düşüncelerim. Ancak eğitimin nasıl olması gerektiğine tek bir kişi karar vermemeli. Hayat dinamik bir süreç ve sürekli değişiyor. Eğitim sistemi de bu değişime ayak uydurabilmeli. Çünkü bugün eğitilen insanlar, yarını yaratıyorlar.
Korumacılıkta esas önemli olan şey, eğitimin yasama, yürütme ve yargı gibi ayrı bir erk olmasıdır. Eğitimin nasıl olması gerektiğine, içinde devlet yetkililerin de bulunduğu ama eğitimcilerin ve konu ile ilgili uzmanların ağırlıkta olduğu, kararların büyük çoğunlukla alındığı şuralar karar vermelidir. Alınan kararların uygulanması da zorunlu olmalı ve bürokratlar tarafından yerine getirilmelidir.
Koruyucu Devlette eğitim sistemi, bir yandan çağın gereklerine ayak uydurup, gelecekte ülkeyi ileriye taşıyacak nesilleri yetiştirirken, diğer yandan siyasetçilerin ideolojik müdahalelerinden kendini korumalıdır.