Felsefe bir sorgulama faaliyetidir. Ve sorgulama hemen her konuyu kapsar. Ben felsefenin özellikle gündelik hayatta karşılaştığımız sorunlara yönelik sorgulamalar için kullanılması taraftarıyım. Ancak bu şekilde felsefe halka inebilir. Günümüzde karşılaştığımız en büyük sorunlardan biri de işsizlik.
Günümüzde eğitim seviyesi geçmişe göre çok daha yüksek olduğu halde, işsizlik önemli bir sorun olmayı sürdürüyor. Eğitimli insanlar kendilerine uygun iş bulma sıkıntısı yaşarken, bazı sektörlerde ise yetişmiş eleman sıkıntısı yaşanıyor. Peki bunun sebebi ne ?
Bence bunun en büyük sebebi, iş bulmanın tek yolunun okulda eğitim olduğunun lanse edilmesi ve çoğunluğun da buna inanmasıdır. Oysa çok iyi biliyoruz ki, özellikle üniversiteler büyük oranda meslek kazandırma işlevine yönelmişken, kazandırdıkları mesleklere ilişkin çalışma alanları konusunu fazla düşünmüyorlar. İlk üniversitem olan Avrupa Topluluğu bölümünü okurken, hocalarımız bile tam olarak ne iş yapacağımızı bilmiyorlardı.
Geçen gün bir arkadaşımı ziyaret ettim. Ziyaretim sırasında tesisatçılık yapan bir genç ile bir süre sohbet etme fırsatı buldum. Genç sokaklarda kağıt ve hurda toplayan bir arkadaşının iyi para kazandığından bahsettikten sonra, kendisinin de işlere yetişemediğini ve iyi kazandığını söyledi.
Arkadaşım bir çırak almasını önerdi. Genç, kendisinin bir çırak olarak iş hayatına başladığını, senelerce kendisini işi en ince ayrıntısını öğrenmeye adadığını, ustasına da gerekli saygıyı gösterdiğini ve bu şekilde meslek sahibi bir usta olduğunu anlattı. Ancak kendisi bir çırak aradığında, gelen adayların ilk sorusunun kaç para alacakları, olduğunu da ekledi. Bu şekilde bir çırakla uğraşmaktansa, iş kaçırmayı tercih edeceğini belirtti.
İlk başta çırak adaylarının bu sorusu insana mantıklı geliyor. Öyle ya, bir ustanın yanında çalışıp ona yardımcı olacak ve para kazandıracaksan, bu arada yorulacak ve zaman harcayacaksan, kazanacağın parayı da bilmelisin.
Ancak olaya bir de şu açıdan bakalım. Bunları yapacaksın ama bir meslek sahibi olacaksın.
Bugün meslek sahibi olabilmek için bir üniversiteye gitmeye çalışan gençlerin, önce sınav kazanabilmek için ders çalışmaları gerekiyor. Bu arada zayıf yönleri varsa, aldıkları takviye derslerle gidermeye çalışıyorlar. Yani daha üniversiteye gitmeden para ve zaman harcamaya başlıyorlar. Üzerine 4 sene okudukları bölüm için yaptıkları para ve zaman harcamasını koyun. Alınacak bir diplomanın ne kadar ciddi bir maliyeti olduğu görülebilir.
Hele paralı bir üniversiteye gidiliyorsa, 4 sene boyunca harcanacak para ile iş bile kurulabilir. Bir meslek sahibi olmak için bu fedakarlıklara giren bir insan, karın tokluğuna bile bir ustanın yanında çalışsa, daha karlı çıkar. Çünkü işi doğrudan uygulamalı olarak öğrenme şansına sahip olur. Oysa üniversite bitirmiş bir insanın henüz deneyimi yoktur. Ve acı bir şekilde göreceği gibi, piyasa deneyimli elemanı tercih etmektedir.
Peki üniversitede öğrenilen bir iş ile ustadan öğrenilen bir işin getirisi aynı mı ?
Elbette bu konu duruma göre değişir. Ancak ustadan öğrenilen işleri küçümsememek gerekir. Birkaç örnek ile açıklayım.
İyi bir üniversiteyi bitirmiş ve yurtdışında master yapmış bir tanıdığım, iki tane dil de bilmesine rağmen uzun süre iş bulamadı. Şu an bir bankada gişe görevlisi olarak çalışıyor. Aldığı maaş eğitimi için harcadığı parayı bile karşılamıyor.
Oysa geçen gün 1 saatlik bir iş için, bir elektirik ustasına 100 TL ödedim. Keza geçtiğimiz günlerde yağan dolu nedeniyle kaportaları hasar gören arabalarının tamiri için arkadaşlarım 5000TL – 7500TL gibi rakamlar ödediler.
Sadece teknik işler değil, işini iyi yapan çıraklıktan yetişmiş bir kasabın bile çok ünlü ve zengin olabileceğini bütün dünya gördü. Yeter ki mesleğini sevsin.
Ustalık deneyim ister. Deneyim de sadece kitap okumakla değil, bizzat o işi yaparak kazanılır. İyi bir usta veya deneyimli bir eleman her zaman kendisine iş bulur ve iyi para kazanır. Gençlerin meslek öğrenmek için illa üniversiteye ihtiyaçları yoktur. Ama gencin sevdiği bir mesleği yapması önemlidir.
Çünkü sevdiği bir mesleği yapan insan, o mesleği daha iyi yapabilmek için kendini zorlar. Bu da ustalık ve deneyim kazanmasına yardımcı olur. Sevmediği bir mesleği öğrenmek için, sınav sisteminden dolayı kaza ile kazandığı bir üniversiteyi okuyan bir insanın, sevdiği bir mesleği bir ustadan öğrenen insan karşısında, başarı açısından fazla bir şansı yoktur.