Kısıtlı Kaynaklar ve Özgürlük

Özgürlük, insanın istediği şeyleri yapabilmesi, istemediği şeyleri ise yapmaması olarak iki türlü ele alınır. Ancak her iki durum da kaynaklarla alakalıdır. Kaynaklar ise kısıtlıdır. Dolayısı ile özgürlüğümüz kısıtlı kaynaklar ile sınırlanır.

Günlük yaşamda kaynaklarımızın en önemlisi gelirlerimizdir. Yapmak istediklerimizi de, yapmak istemediklerimizi de genelde gelirlerimiz belirler. Mesela bir arabamızın olmasını istiyorsak, elimizde o arabayı alabilecek kadar bir paramızın olması lazımdır. Diğer yandan askerlik yapmak istemiyorsak, yine bedelli askerlik yapabilecek kadar bir paramız olmalıdır.

Ancak bu noktada bazı esneklik sağlayan unsurlar vardır. Krediler ve taksitler bu unsurlardandır. Bunları kullandığımızda harcamalarımız gelirimizle sınırlanmıyormuş gibi görünür. Ama bu son derece yanıltıcı bir durumdur.

Gelirimizden fazla harcamamız olması, bir yandan istediğimizi yapma özgürlüğümüzü genişletir ama diğer yandan istemediğimizi yapmama özgürlüğümüzü daraltır.

Diyelim ki, bir miktar kira gelirimiz var. Bu gelirimiz bizim karnımızı doyurmamıza ve bazı önemli ihtiyaçlarımızı karşılamamıza yetsin. Dolayısı ile biz isteklerimizi bu kaynağımız dahilinde tuttuğumuz sürece, çalışmamız için bir sebep de yoktur.

Ancak isteklerimiz için gereken para, bu kira gelirimizi aştığı anda, yeni kaynaklar bulmamız gerekir. Diyelim ki, istediğimiz arabayı almak için kredi aldık. Sonuçta hem arabanın masrafları, hem de kredinin taksitleri ödememiz gereken yeni bir gider olarak karşımıza çıkar. Bunları ödeyebilmemiz için bir iş bulmamız veya gelir getireceğini düşündüğümüz şeyler yapmamız gerekir. Her halükarda boş zamanlarımızı mecburi bir şekilde dolduruyor ve o zamanlardaki özgürlüğümüzden vazgeçiyoruz. Yani araba alma özgürlüğümüz için, istemediğimizi yapmama özgürlüğünden vazgeçiyoruz.

“Gelirlerimiz günlük yaşamımızda kaynaklarımızın en önemlisidir.” dedim. Ama genel olarak kaynaklarımızın en önemlisi zamandır. Hepimiz dünya üzerinde geçireceğimiz kısıtlı bir zamana sahibiz. Bu zamanı en iyi şekilde değerlendirmemiz gerekir. Tabi burada “iyi” kelimesinin göreceli olduğunu hatırlatmalıyım. Herkesin kendisine göre “İyi” olduğunu düşündüğü şeyler vardır. Ama yapmak zorunda olduğumuz şeyler için ayırdığımız bir vakit de (Karnımızı doyurmak için yediğimiz güzel yemekler gibi istisnalar dışında) pek iyi değildir.

Mesela okulumuzu bitirebilmek veya iyi bir üniversite kazanabilmek için ders çalışmalıyız. Ama bunu yaparken çok azımız zevk alır. Peki bunu neden yapıyoruz ? İleride daha saygın ve daha fazla gelir getirecek bir işimizin olabilmesi için. O zaman ne olacak ? İstediğimiz daha fazla şeyi yapabilecek veya alabileceğiz.  Dikkat ederseniz yine isteklerimizi karşılayabilmek için, bazı özgürlüklerimizden fedakarlık yapıyoruz. Dışarıda arkadaşları ile maç yapabilecek olan bir çocuk, onun yerine oturup ders çalışmak zorunda kalıyor.

Yaşadığımız ortam, bizi bir şeyler yapmaya ve bir şeyler almaya özendiren kışkırtıcılar ile dolu. Yaptığımız bir hafta tatil (Onun da en önemli kısmı açık büfeden yemek ve denize girmek) için aylarca borç ödemek, çoğu özelliğini kullanmadığımız yeni telefon için borçlanmak gibi bir çok şey bizim özgürlüğümüzden çalıyor.

Bunların farkında olup, yaşamımızı daha iyi planlamalı, en önemlisi kışkırtıcılara kendimizi fazla kaptırmamalıyız. Hepimizin kaynakları sınırlı. İşin sırrı, isteklerimizi o kaynaklara özgürlüklerimizi koruyacak şekilde uydurabilmekte.

Bu yazı Yazılar içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.