Spinoza’yı severim. Ama bir filozofu sevsen bile bütün görüşlerine tamamen katılmak, doğru değildir.
Sebebini meşhur bir fıkra ile açıklayım. Filozof her dediğini onaylayan öğrencisine dayanamayıp çıkışmış :Bir şeye de itiraz et de iki kişi olduğumuzu anlayayım.
Ben de Spinoza’nın “Özgür İrade” konusundaki görüşlerini kabul etmiyorum. “Özgür İrade” vardır. Hemen sebebini söyleyim. Eğer insanın özgür iradesi olmazsa, hepimiz kendimizi komutları bir oyuncu tarafından verilen bir bilgisayar oyununun içinde kabul edebiliriz. Bunu tahayyül etmemiz günümüzde Spinoza’ya göre daha kolay. Çünkü onun yaşadığı dönemde bilgisayar yoktu.
Peki kendimizi bir bilgisayar oyununda kabul edersek ne olur ? Bu durumda kendimiz ile ilgili hiçbir konuda karar veremeyiz. Kimse de veremez. Böyle bir durumda bu bilgiyi söylemenin veya bilmenin ne faydası var ?
Bir Spinoza yorumcusuna göre, bunun amacı, çevremizde kötü işler yapanlara, kader kurbanı gözü ile bakmamızı sağlamak. Yani suç işleyenin suçu elinde olmayan nedenlerle işlediğine inanmamızı sağlamak. İşte can alıcı soru şu :
İnansak ne olacak, inanmasak ne olacak ? Özgür İrademiz olmadan nasıl inancımıza göre davranacağız ?
Dolayısı ile Özgür İrademiz olmadığını savunan bir filozof, bu yaptığı savunmanın tamamen gereksiz ve boş bir iş olduğunu, hatta iradesi dışında bunu yaptığını da kabul etmelidir. Etmiyorsa, konuyu tekrar gözden geçirmelidir. Ediyorsa da kendisini o konuda dikkate almak abestir.
“İyi” kelimesi tek başına kullanıldığında göreceli bir kelimedir.
Mesela “En iyi 10 Akıllı Telefon” dendiği zaman “İyi” kelimesi tek başına Akıllı Telefonları tanımlamak için kullanılmıştır. Tek başına kullanıldığı için Akıllı Telefonların hangi açıdan iyi olduğunu belirtmez. Böylece görecelilik başlar.
Büyük ekrana önem veren bir insan için en iyi telefonlar büyük ekranlı telefonlardır. Sar değerine önem verenler için ise en düşük Sar değerine sahip olanlar…
“En iyi 10 Ülke” dendiğinde yine “İyi” kelimesi tek başına kullanılmış olur. Belirtilen ülkeler ekonomilerine göre mi iyi, yaşam kalitesine göre mi iyi, yoksa doğal güzelliklerine göre mi iyi ?
“Üniversiteyi kazanma oranına göre en iyi 10 lise” dendiğinde ise “İyi” tek başına kullanılmamış olur. Üniversiteyi kazanma oranı bir kriter olarak iyiyi desteklemiş olur.
O yüzden “iyi” tek başına kullanıldığında sorgulamak gerekir.
“Ahmet İyi bir insan” Neye göre iyi ?
——————————————————————————
“Bir roketin Dünya atmosferinden çıkması asla mümkün olmayacak.” 1936, New York Times
“Makineli tüfek çok abartılan bir silah. Her tabura iki adet yeter de artar bile” General Douglas Haig, 1915
“Otomobillerin uzun mesafe yolcu taşımacılığında demiryollarının yerini alacağını düşünmek boş bir hayalden ibarettir.” Amerikan Demiryolu Kongresi Raporu, 1913
“Sinema bir furyadan öte bir şey değil. Bir tür konserve edilmiş tiyatro. İzleyicinin asıl istediği şey, sahnede etiyle kemiğiyle gerçek oyuncular görmek.” Charlie Chaplin, 1916
Bu örnekleri Albert Jack’in İcat Çıkarma isimli kitabından aldım. Kitapta bunlar gibi yüzlerce yanılgı anlatılıyor. Tavsiye ederim.
Gördüğünüz gibi bir işte yeteri kadar bilgi sahibi olmak bile, bazen geleceği görmekte yetersiz kalıyor. Konunuzda ne kadar uzman sayılırsanız sayılın, yanılma, hem de çok kötü yanılma ihtimali her zaman var.
O yüzden bir insan bazı bilgilere dayanarak bir şeyler söylediğinde, ona kendi bilgimizle hemen itiraz etmek yerine, anlamaya çalışmalıyız. Otoritelerin bile kendi alanlarında yanıldıkları bir ortamda, hepimiz yanılabiliriz.
Şu bir gerçek ki, bilgi paylaştıkça artan bir şeydir. Çok iyi bildiğimizi düşündüğümüz bir konuda bize aykırı bazı fikirler olması, fikirleri ortaya atanların bizden farklı bilgileri olduğunu gösterebilir. İşte o bilgileri öğrenmeye çalışmalıyız.
Tabi ki uyuşmazlıklarda kimin haklı olduğunu, genelde zaman gösterir.
—————————————————————————-
Fikirlerimizi bilgilerimiz üzerinde yaptığımız değerlendirmelerden elde ederiz. Peki bilgilerimiz nereden gelir ?
Bilgilerimiz tamamen algılarımızdan gelir. 5 duyu organımız bize bilgilerimizi sağlar. Ama duyu organlarımızın iki önemli kusuru vardır.
1 – Bizi yanıltabilirler.
2 – Duyu organlarımız yolu ile elde ettiğimiz bilgiler başkalarınca aynı şekilde tespit edilemez.
Yani karşımızdakinin söylediği bir şeyi yanlış duyabiliriz ve bunu biz söylemediğimiz sürece karşımızdaki bilemez.
Veya gördüğümüz bir şeyi başka bir şeye benzetebiliriz ve yine bunu söylemediğimiz sürece başkaları bilemez.
Denize girdiğimizde su bize sıcak gelebilir. Ama başkası aynı suyu soğuk bulabilir.
İşte bu gibi durumlar, iki kişinin aynı şeyleri yaşamasına rağmen farklı fikirler edinmesine sebep olur. Çünkü yaşadıkları şeylerden farklı bilgiler algılamışlardır. Elbette aynı bilgiler ile farklı değerlendirmeler de yapılabilir. Çünkü her insanın bir de birbirinden farklı geçmiş bilgi birikimi ve gelecek planları vardır. Ve yine her insanın bilgileri değerlendirme kapasitesi de farklıdır.
Algılarımızın bizi yanıltabileceğini bilmemiz ve kişisel değerlendirme farklarının farkında olmamız,başkalarını anlamamızı kolaylaştırır, kendimizi yoklamamıza yardımcı olur.