İnsanı Biçimlendirmek

Bir kütük bir sanatkarın elinde muhteşem bir sanat eserine dönüşebilir. Aynı kütük bir marangozun elinde çok faydalı ve güzel bir eşyaya da dönüşebilir. Aynı kütük ısınmak ihtiyacı duyan bir insanın elinde küle de dönüşebilir. Kütüğün kaderi kimin elinde olduğuna bağlıdır. Bir insan da biçimlenme açısından kütüğe benzer. İnsan da doğduktan sonra birilerinin etkisi ile bir biçime girer. Ama insan, normal koşullarda bir kütük gibi tek bir kişi tarafından biçimlendirilmez.

Psikolojide Davranışçı yaklaşımı savunanlardan Watson, kendisine teslim edilecek çocukları yeteneklerine ve karakterlerine bile aldırmaksızın istediği gibi doktor, ressam, hırsız, … vs. olarak yetiştirebileceğini savunuyordu. Yani onları birer kütük olarak görüyordu. Yapıp yapamayacağını bilemem. Ama ben bunu çok zor görüyorum. Zira toplumsal yaşam içerisinde insanı şekillendiren çok fazla etken var. Bunlardan aile ve devlet gibi bazılarının etkisi daha fazla. Ama her etki her insanda aynı tepkiyi oluşturmuyor.

Her aile çocuklarını kendileri gibi yetiştirmeye çalışır. Aileler çocukları ile doğumlarından itibaren vakit geçirirler. Onları yetiştirebilmek için planları vardır ve bu planlar doğrultusunda hareket ederler. Peki her çocuk ailesinin istediği gibi olur mu ? Olmadığı çok açık. Hatta aynı ailenin yetiştirdiği üç kardeşin, üçü de farklı özelliklerde olabiliyor. Bu özellikler arasında aile tarafından istenen özellikler olduğu gibi, hiç istenmeyen özellikler de olabiliyor.

Bu konuda önemli bir sorun, insanı biçimlendirmeye çalışanların deneyimlerinin, bir sanatçı veya marangozdan çok daha az olmasıdır. Bir sanatçı, bu ünvanı alana kadar belki yüzlerce kütüğü ziyan edebilir. Yüzlerce kütük sanat eseri olmak için yola çıkmışken, kendisi sobada bulabilir. Bir marangoz da aynı şekilde, yaptıkça deneyim kazanır. Ve yine bir kütükten sağlam ve güzel bir eşya yapana kadar, bir sürü çürük ve çirkin eşya yapabilir.

Oysa ailenin deneyim kazanmak için harcayacağı yüzlerce çocuğu yoktur. Aile ilk denemesinde elinden gelenin en iyisini yapmak ve sonuca katlanmak zorundadır. İstendiği gibi yetiştirilemeyen çocuklar, kütükler gibi ortadan kaldırılmazlar. Hatta bu çocuklar birer abi, abla sıfatıyla ailenin bir parçası olarak kendilerinden sonraki diğer çocuklara da etki ederler. Ve bir abi veya ablanın kardeşleri üzerindeki etkisi de az değildir.

Peki ya devlet ? Devlet de vatandaşlarını biçimlendirmeye çalışır. Küçük – büyük her devlet için vatandaşların biçimlendirilmesi gelecek açısından önemlidir. Bazı devletler için önemli olan kanunlara saygılı ve kendisi için faydalı insanlar yetiştirmektir. Bazı devletler ise daha da ileri giderek, vatandaşlarını idarecilerinin ideolojilerine uygun yetiştirmeye çalışırlar. Mesela Sovyetler Birliği buna örnek verilebilir. Başarılı oldu mu ? Başarılı olsa Sovyetler Birliği dağılmazdı.

Devletler insanları biçimlendirmek için toptancı yöntemler kullanırlar. Okullar ve eğitim bu yöntemlerden biridir. Aynı kalıba sokulan herkesin aynı şekilde çıkacağını düşünürler. Oysa aynı kalıba gireseler bile insanlar farklı farklı çıkarlar. Bazısı tam devletin istediği gibi olurken, bazısı ise tam tersi olur. Çünkü kalıp insanın farklılıklarını dikkate almaz. İnsanda meydana gelen ufak değişimleri görmez. Mesela baskıdan sıkılan insanın, bir süre sonra baskıya direnç geliştireceğini dikkate almaz. Ve yine devlet de aynı acemi bir marangoz gibi deneyimsizdir. Üzerinde çalıştığı insan sayısının fazla olması önemli değildir. Çünkü devletin biçimlendirmesi kuşaklar üzerinde etkili olur. Ve yine yanlış yetişen bir kuşak, toplumsal hayat içinde diğer kuşakları etkiler.

Sonuçta hepimiz aile ve devlet başta olmak üzere çeşitli etkenlerle biçimlendirilmiş durumdayız. Sosyoloji henüz yeni bir dal ve kesin verilere sahip değil. Yani şu yapılırsa, bu olur denemiyor. Ancak şu yapılırsa, bu olabilir denebiliyor. Toplumsal etkileşim içinde hepimiz çeşitli farklılıklara sahibiz ve bu farklılıklar çevremizdeki biçimlendiricilerin bazıları tarafından isteniyor, bazıları tarafından ise istenmiyor. Ama istenen özelliklerimizden de, istenmeyen özelliklerimizden de bizi biçimlendirmeye çalışan acemiler sorumlu. Aynı bizim de biçimlendirmeye çalıştığımız başkalarından sorumlu olduğumuz gibi. Bu yüzden en iyisi, biçimlendirmeye çalıştıklarımızdan fazla bir beklentimiz olmamasıdır.

Bu yazı Yazılar içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.