Dikkate Alınıyorum, Öyleyse Varım.

“Düşünüyorum, o halde varım.” demiş Descartes. Böylece kendi varlığını kendine ispatlamış. Peki kendi varlığını bana nasıl ispatlayabilir ? Aslında bunu çoktan yaptı. Çünkü şu anda onun bir sözü, bir düşüncesi üzerine kafa yoruyorum. Bu da onu dikkate aldığımı gösteriyor. Dikkate aldığım bir insanın da, en azından fenomen olarak var olduğunu söyleyebilirim.

Zaman zaman dile getirdiğimiz düşüncelerimize yönelik itirazlar ile karşılaşırız. Bu itirazlar veya eleştiriler bizi kızdırır. Aslında bu itirazlar düşüncelerimizin, dolayısı ile bizim dikkate alındığımızı gösterir. Ve var olduğumuzu hissederiz.

Bu açıdan bakıldığında düşüncelerimize yapılan itirazlar ve eleştiriler, en az beğeniler kadar değerlidir. Hatta bazen bize yeni bir bakış açısı kazandırması açısından, beğenilerden daha değerlidir. Bu ayrı bir konu. Sonuçta beğeni de, eleştiri de düşüncemize bir tepkidir. Ve dile getirdiğimiz düşüncemiz de, bu tepkiyi oluşturan etkidir.

Bir hayalet olduğumuzu varsayalım. Çevremizde bir sürü insan var ve bizi görmüyor, duymuyorlar. Espiri yapıyoruz, gülmüyorlar. Bağırıyoruz, bakmıyorlar. İtiraz ediyoruz, dikkate almıyorlar. Bir şey istiyoruz, vermiyorlar. Ve bizden hiç bahsetmiyorlar. Var olup – olmadığımız,o ortamdakiler için bir önem taşır mı ? Taşımaz. O ortamda bir hayalet olarak var olmamız, o ortamda hiçbir fark yaratmıyor.

Kendimize göre bir varlığımızın olması elbette önemlidir. Ama bu varlığımız, çevremize ettiğimiz etki ölçüsünde bir değer kazanır. Sıfır da bir sayıdır. Ama yanına başka bir sayı geldiğinde bir anlam ifade eder. İnsanlardan tamamen uzakta bir adada tek başımıza yaşasak, en azından adadaki doğal ortama bir etkimiz olur. Yaptığımız bir barınak bile, var olduğumuzu kendimize hissettirir.

O halde sadece düşünüyor olmamız, varlığımızı ispatamak için yeterli değildir. Düşünmemizin değeri, ancak sıfır kadardır. Çevremizi etkilememiz ve bu etkiyi görmemiz, o sıfırın yanına yeni sayılar katar. İşte dile getirdiğimiz düşüncelerimizin dikkate alınması da bu etkiyi görmemizin yollarından biridir. Sosyal medya paylaşımlarımıza yapılan yorumlar ve beğenilerin fazla olmasını işte bu nedenle istiyoruz.

Bir insana gerçekten çok kızdıysak, ondan sürekli eleştirel bir şekilde bahsetmemiz, onu hayatımızdan çıkarmaz. Tam tersi hayatımızda daha fazla yer kaplamasına neden olur. Ancak onu, ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin görmezden gelirsek… İşte bu onu gerçekten yok edebilir.

Basın ve yayın organları zaman zaman bazı kişiler için bunu uygularlar. Hakkında hiçbir haber görmediğimiz insanları bir süre sonra unutuveririz. Artık onların ne yaptığından, ne dediğinden haberimiz bile olmaz. Bazı kişiler ise sürekli yaptıkları olumsuzluklarla da olsa gündemimizdedir.

Elbette bu görmezden gelmeyi, her ortamda, her insana uygulayamayız. Bazı insanlar yaptıkları ile hayatımızı doğrudan etkilerler, yaşamları ile hayatımızın içinde olurlar. Onları görmezden gelmek, etkilerini ortadan kaldırmaz. Sadece kendimizi kandırmış oluruz. Ama internet çağında, sosyal medyada, bazı insanlarla tartışmak yerine bunu uygulayabiliriz. Veya bazı insanlardan, sosyal medyada kötü olarak bile bahsetmeyerek, gündemimizden çıkarabiliriz.

Sonuç olarak, bize gelen eleştiriler o kadar da kötü değildir. Etrafımızda bizi eleştirecek birinin bile olmaması daha kötüdür. Bize takmış ve sürekli eleştiren bir insanın da hayatında epeyi yer kaplıyoruz, demektir.

Dikkate alınıyorum, öyleyse varım.

Bu yazı Yazılar içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.