Rekabet Üzerine

Rekabetin hizmet ve ürün kalitesini arttırdığı söylenir. Bu durum koşullar uygun olduğunda söylendiği şekilde gerçekleşir. Zira müşteriyi kendine çekmeye çalışan firmalar onlara daha iyi hizmet vermeye çalışırlar. Müşteri de kendisine iyi hizmet veren firmaları tercih eder. Ancak koşulların uygun olmadığı bir durum vardır. O da halkın alım gücünün düşmesidir.

Bazı dönemlerde halkın alım gücü düşer. Piyasa koşulları yüzünden insanlar daha az para kazanmaya başlar, veya gelecek kaygısı para biriktirmeye sebep olur. Her iki durumda da harcamalar azaltılmaya çalışılır. Ancak ihtiyaçlardan vazgeçmek kolay değildir. Televizyonu bozulan ve tamir edilemeyen bir aile, uzun süre televizyonsuz kalamaz. Yeni televizyon alınması gerekir. Veya işyerinde öğle yemeklerini kendi cebindem yiyen bir çalışan, bunu yapmaya devam etmek zorundadır.

İşte bu gibi durumlarda ihtiyacın giderilmesi için en optimum alternatiflere yönelinir. Yani düşük fiyatlı ama en çok idare edecek olan seçeneklere bakılır. Mesela televizyon alırken hiçbir zaman kullanılmayacak özellikler aramak yerine, sağlam ama daha ucuz bir modele yönelinir. Öğle yemeğinde lüks lokantalara gitmek yerine, daha ucuz ve doyurucu ürünler satanlara gidilir. Bu durum ucuz ürünlerin daha çok, pahalı ürünlerin ise daha az satılmasına yol açar.

Günümüzde iş yapmak için piyasaların nabzını iyi tutmak gerekir. Ve bunu yapmak hiç de zor değildir. Rekabet çok yoğun olduğu halde, rakiplerin birbirlerinin hamlelerinden haberdar olmaları çok kısa sürer. Ama aynı yoğun rekabet, rakiplerin hamlelerine hızlı bir şekilde cevap vermeyi de gerektirir. Aksi halde piyasada ayakta kalmak hiç kolay değildir. Haliyle potansiyel müşterilerin tercihlerindeki değişimler tespit edilir ve bunlara uygun çözümler bulunmaya çalışılır.

Bir ürünün veya hizmetin fiyatını düşürürken, kalitesini yükseltmek hatta korumak çok da olası değildir. Fiyat düşürmenin birkaç yolu vardır. Kardan fedakarlık etmek. Girdi maliyetlerini düşürmek. Sabit maliyetleri düşürmek.  Girdi maliyetlerinden kasıt, ürünlerde doğrudan kullanılan malzemelerdir. Televizyonda kullanılacak çok uzun süre çalışabilecek bir ekran ile belli bir süre çalışabilecek bir ekran arasındaki tercihi rakip firmayı yakalayabilecek olan hedef fiyat belirler.  Rekabetin kaliteyi düşürmesi böyle gerçekleşir.

Sabit maliyetlerin en önemlilerinden biri ise işçiliktir. Rekabet koşullarında daha vasıflı çalışanlara, daha yüksek ücretler verileceği söylemi de bu noktada ters döner. Firma ucuz ürün satma hedefine girdiğinde, maliyet düşürmek için minimum yeterlilikte, düşük ücretli çalışanlar ile işini görmeye çalışır.

Çünkü tüketici de ürünlerde işini görecek en ucuz alternatiflere yönelmiştir. Artık kargosunun 20TL’ye 2 günde teslim edilmesinden ziyade, 10 TL’ye 3 günde teslim edilmesine razıdır. Haliyle 10 TL’ye kargosunu taşıyacak firma içindeki vasıfsız elemanlar veya malzeme eksiklikleri nedeniyle yaşanan 1 günlük gecikme, onu rahatsız etmemektedir. Ve bunu kısa sürede 20 TL’ye kargo taşıyan firma da görecektir. O da fiyatını indirmeye çalışacaktır.

Bunlar ilk bakışta tüketicinin lehine gibi görünse de, rekabet fiyat indirme yarışı haline geldiğinde ortada kalite de kalmaz, vasıflı iyi maaş alan elemanlar da… Hatta bu bir de bütün piyasaya yansıdığında deflasyon denen olay bile meydana gelebilir. Bu her ne kadar enflasyonun tersi olduğu için kulağa hoş gelse de, enflasyonu aratan bir ekonomik olaydır.

Rekabetin en yoğun ve açık olduğu yer ise internettir. Normalde bir tüketici için alışveriş yapmak amacıyla birkaç rakip mağaza gezmek ve fiyatlar toplamak çok vakit alan ve yorucu bir iş iken, internet üzerinden alışveriş yapan biri için bu sadece birkaç dakikadır. Aynı ürünü satan satıcılar için internet ortamında firma güvenilirliği ve fiyat dışında bir rekabet unsuru yoktur. Tüketici bütün firmalara aynı sürede ulaşır ve aynı kolaylıkla alışveriş eder. Aynı güvenirliğe sahip iki firmanın sattığı aynı ürün için geriye sadece fiyat kriteri kalır. Ve makul davranış, en ucuz olana yönelmektir.

İşte bu yüzden internette bir kere yüksek hacimli satışlara ulaşan firma, ciddi bir hata yapmadığı sürece piyasayı ele geçirir. Çünkü satış hacmi güvenilirliğini arttırırken, sabit maliyetlerini düşürür. Keza yükselen satış hacmi, tedarikçilerden de daha uygun fiyatlar almayı sağlar. Böylece tüketicilerin elinde güvenilir ve en düşük fiyatları verebilen tek bir şirket kalır. Yeni rakip çıkması neredeyse imkansız hale gelir. Olur da çıkarsa da, büyük firma küçük firmayı yutar. Yani İnternet ortamı tekelleşme için uygun bir ortamdır. Ve tekelleşen bir firmanın da kalite ile vasıflı eleman arayışı olmaz.

Bu yazı Yazılar içinde yayınlandı ve , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.