“Düşünüyorum, öyleyse varım” demiş Descartes. Varlığının ispatı olarak düşünmeyi göstermiş. Düşünmek, üzerinde durulan konuda yeni fikirler ve sonuçlar çıkarmayı sağlar. Bu fikir ve sonuçlara göre insanlar kararlarını değiştirebilir. Yani karar değiştirmek, insanın varlığını ispatlayan düşünmenin bir sonucudur. Tamamen insani bir olaydır.
Peki karar değiştiren insanlara vurulan “dönek” damgasının sebebi nedir ? Düşünüyoruz, öyleyse dönek miyiz ?
Öncelikle “dönek” kelimesi ne anlama gelir, ona bir bakmamız lazım. Türkçe standartlaştırma kaynaklarının en önemlisi olan Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre dönek : İnanç ve düşüncesini değiştiren, sözüne güvenilmeyen, caygın, kaypak, kahpe…
Bu tanımın ilk kısmına baktığımızda, düşünmenin bir sonucu olan karar değiştrmek, sanki kötü bir şeymiş gibi gözüküyor. Ama hepimiz düşünüyoruz ve çeşitli konularda zaman zaman fikrimizi değiştiriyoruz. O halde hepimiz, düşündüğümüz için döneğiz. Ve döneklik varlığımızın bir ispatı ! Bunun nesi kötü ?
İşte esas problem tanımın ikinci kısmında. Sözümüze güvenilmemesi, yani güvenirliğimizi yitirmemiz, kötü bir şekilde tanımlanmamızı sağlar. İnsanlar arasında güvenmek birden fazla kişiyi içeren bir durumdur. Güvenden bahsettiğimizde ortada en az bir güvenilen ve en az bir güvenen olmalıdır. Birinin bir konuda bize güvenmesi, o kişiye o konuda yapmayı taahhüt ettiğimiz bir şeyler söz verdiğimizi gösterir. O kişi, o sözümüze istinaden bizden bir şeyler bekler veya bir şeyler yapar. İşte bu sözü verdikten sonra değişen kararımız, o kişi veya kişileri mağdur eder.
Yani düşüncelerimiz kararlarımızı değiştirebilir. Ama bu değişen kararlarımız, sözümüze güvenen insanları mağdur ediyorsa, işte o zaman “dönek” oluruz.
Bu noktada karar değiştirmemize neler etki eder, bir bakalım.
– Konuyla ilgili yeni bilgiler öğrenmiş olabiliriz.
– Düşünme tarzımız değişmiş olabilir.
– Koşullar değişmiş olabilir.
– Çıkarlarımız öyle gerektirebilir.
Bu maddeler içinde “dönek” sıfatını haketmemiz için en uygun madde, çıkarlarımız gerektirdiği için karar değiştirmemizdir. Sırf kendi çıkarımızı korumak için karar değiştimiş ve bu değişen kararla birilerini mağdur etmişsek, “dönek” sıfatı bizim için hafif bile kalabilir.
Diğer yandan koşulların değişmesi, birileri mağdur olsa bile karar değiştirmemizi haklı kılar. Mesela bir işi yapmamız için 500 TL verileceği söylense ve biz işe başladıktan sonra bu 300 TL olarak değişse, kararı ve koşulları karşı taraf değiştirmiş olur. Bu durumda işi yapmamamızdan birileri mağdur olsa bile, bizim de kararımızı değiştirip, işi yapmama hakkımız olur. Koşulları biz değiştirmediğimiz için sorumluluk da bizden çıkar.
Yukarıdaki etkenlere baktığımızda, her konuda gelecekte karar değiştirme ihtimalimiz var. Önemli olan bu değişen kararımızdan dolayı birilerinin mağdur olmaması. O halde dikkat etmemiz gereken şey, tutamayacağımız sözü vermemek ve verdiğimiz sözü, kararımız değişse bile, koşullar değişmedikçe tutmaktır. Her zaman temkinli olmamız en iyisidir. Abartmalardan da uzak durmalıyız.
Mesela dün yerden yere vurduğumuz bir insanla, bugün ortak iş yaparsak. Bizim sözümüze güvenerek o insandan uzak durmuş olanlar mağdur olmaz mı ?
Veya tam tersi, dün aramızın çok iyi olduğu, yere göğe sığdıramadığımız bir insanla, bugün düşman olsak ve bizim sayemizde o insanla ilişki kurmuş olanları suçlasak ?
Bu gibi durumlarda karar değiştirmemiz için çok haklı sebeplerimiz olsa da, hata bizdedir. Çünkü düşünme kabiliyetimizi daha önce kullanıp, temkinli davranmamış ve bize güvenen insanların mağdur olmasına yol açmışızdır.
Sonuçta bir özet yapmamız gerekirse… Düşüncelerimiz değişir. Kararlarımız değişir. İnançlarımız değişir. Bunlar normaldir. Bunların olabileceğini bilip, kimseyi mağdur etmeyecek şekilde temkinli hareket etmeli, sözlerimizi ona göre vermeliyiz. Yoksa “dönek” damgası yeriz.