5 yıldızlı bir otel düşünün. Tam turizm sezonunda, turistlerle dolu olduğu halde, bir sebepten ödeme sıkıntısına düşüyor. Elemanları maaş alamadıkları için işi bırakıyor. Elektrikleri kesiliyor…
Şimdi bu otel sahibinin sorunu mudur ? Yoksa devletin sorunu mudur ?
Devletin sorunudur. Zira bir ülkeden mutsuz ayrılan, orada mağdur olan her yabancı turist, o ülke için kötü bir reklamdır. Ve kaldıkları otelin bu duruma düşmesinden daha büyük fazla mağduriyet yoktur.
O halde bunu “Serbest piyasa. Otelci borç ödeyememişse onun sorunu. Bazıları batar, bazıları çıkar…” gibi söylemlerle açıklayamayız. Keza “Elektrik şirketi tabi ki, borç varsa elektrikleri kesecek. Çalışanlar aldıkları para kadar çalışır” da diyemeyiz.
İşte Koruyucu bir devletin farkı böyle durumlarda ortaya çıkar. Koruyucu devlette, aylığını alamayan çalışanların, elektrik ücretini alamayan şirketin, başvurması gereken ve bu işlerle ilgilenen bir kurum olur.
Bu gibi durumlarda Koruyucu devlet devreye girip, sorunu turistlere yansıtmadan çözmelidir. Gerekirse otele kayyum atayarak işleri yoluna koymalıdır.
Otel sahibi veya işletmecisi, hesaplarını düzene sokabileceğini gösterirse, devlet gözetiminde faaliyetine devam eder. Düzeltemeyecek durumdaysa, devlet zamanında tahliye işlemlerini başlatır. Bir yandan alacaklıları korurken, diğer yandan yeni müşterilere verilemeyecek bir hizmetin satılmasını önler.
Bir ülkeye gelen turistlerin, o ülkede yaşayan herkese faydası vardır. Turistler memnun ayrıldıkları sürece, ülkenin reklamı olur. Daha çok turist, daha çok kişiye iş ve gelir sağlar. Bu da Korumacılık anlayışına gayet uygun bir durumdur.