Bir romanda, bir filmde veya bir tiyatro oyununda iyi ve kötü karakterler vardır. İyi karakterler senaryo gereği iyilik yaparken, kötü karakterler de kötülük yapar. Peki bir kötü karakterin yaptıkları, kötülüğe teşvik eder mi ? Edebilir !
Eserdeki kötü bir karakterin yaptığı kötülüklerin örnek alınarak kötülük yapılması, yazarın sorumluluğunda mıdır ? Olabilir !
Bazıları yukarıdaki kabullerimden hareketle hiçbir eser yazılamayacağını savunabilir. Aslında öyle değil. Bir eserde önemli olan, karakterin kötülüğünün iyi bir şeymiş gibi gösterilmemesidir.
İnsanlar yazdıkları ile başkalarını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilirler. Doğrudan aklından geçenleri yazıp, birilerini birilerine karşı kışkırtmak da mümkündür. Belli bir kurgu içinde karakterleri kullanarak bunu yapmak da…
Mesela “Metropolisliler kötüdür. Hepsi cimri birer başbelasıdır. Bütün Metropolisliler sürülmelidir.” diye yazmak nasıl Metropolislilere karşı bir nefret suçu işlemekse, filmdeki bir karaktere bunları söyletmek ve yapılan kurguda onun haklı olduğunu göstermek de aynı oranda nefret suçudur.
Buradaki “kurguda haklı olduğunu göstermek” cümlesine özellikle dikkat çekmek isterim. Her eserin bir kurgusu vardır. Bu kurguda da bazı olaylar olur. İşte bu olayların nasıl geliştiği, nasıl sonuçlandığı gibi hususlar önemlidir.
Yukarıdaki cümleleri söyleyen karakter, elbetteki kötü bir karakter olmalıdır. Ama yazar bu karakteri iyi bir karakter gibi göstermişse, o zaman bir durup düşünmek lazım.
Yazar bu karakteri İyi bir karakter olarak göstermiş ve olayların sonunda yukarıdaki cümleyi söylediği için karakter pişman olmuşsa yine sorun yok. Ama dediğim gibi karakter yaşanan olayların sonunda haklı çıktıysa, eser bir anda Metropolislileri kötüleme amacı taşır hale gelir.
Peki bu durumda, bütün eserler iyilerin zaferi ile mi bitmelidir ? Elbette hayır. Öyle olsa mesela Star Wars’ın bazı bölümlerini de eleştirmemiz gerekir. Eserin sonunda kötülerin yaptıkları kötülüklerle kazanması iyi bir şey olmuş gibi gösterilmemelidir. Daha çok kaybeden iyilerin mağduriyetine odaklanılmalıdır. Böylece eser kötülüğü teşvik etmez.
Bazı eserlerde de kötü karakterin yaptığı kötülükler gerçek hayatta olamayacak şeylerdir. Mesela mutantları yakalayıp beyinlerini açarak yeteneklerini kendine alan bir kötü karakter, gerçek hayatta benzer bir kötülüğü teşvik etmez.
Bir kötülüğün yapılmasını yazarken kötünün gözünden detaylı şekilde anlatmak, edebi açıdan bir yetenek göstergesi olsa da, kötülüğün verdiği hazzı yansıtmayı başarmak, teşvik edici olabilir. Oysa aynı sahneyi kurban veya kurbanların gözünden acındırıcı bir şekilde anlatmak da bir yetenektir ve tam tersi bir işlev görür.
Bu noktada kötülükle ilgili sahnelerin kurgu içinde gerekli olup olmaması da önemlidir. Bazı eserlerde hiç gerekmediği halde bazı aşırı şiddet sahneleri kullanılabiliyor.
Sonuç olarak kötülük hayatımızın bir gerçeğidir. Ama bunun eserin kurgusu içinde teşvik edici bir şekilde anlatılmaması önemlidir. Bu açıdan, bir eserde anlatılan toplumda infial uyandıran bir kötülükten dolayı yazarı suçlamadan önce, yukarıdaki detaylara bakmakta fayda vardır.
Not : “Metropolisli” kelimesi akla herhangi gerçek bir Ülke veya Şehir halkını getirmemek için kullanılmıştır.