“Sonuç” dendiği zaman TDK’ya göre şu anlaşıyor : Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey.
Bu açıdan bakıldığında aslında iki tür “Sonuç” vardır. Bunu bir örnekle izah edeyim.
Bir futbol maçı oynansın. Maç sonunda takımlardan birinin yöneticisi şu açıklamayı yapsın : İyi oynadık, iyi mücadele ettik ama kaybettik.
Buradaki “İyi oynadık, iyi mücadele ettik” ifadesi maç süresi olan 90 dakika genelinden çıkarılan bir sonuçtur. “Ama kaybettik” ifadesi ise maç sonunda varılan noktadaki sonuçtur.
TDK’ya baktığımızda her iki sonuç da, bir gelişimden elde edilmiştir. Ancak iki sonucun ifadesi farklıdır. İyi oynamış olmak “olumlu” bir durum iken, kaybetmiş olmak “olumsuz” bir durumdur.
Hayatımızda bir çok şeyde aslında bu sonuçlar arasındaki zıtlık mevcuttur.
Sonuçların ayrımına dönersek,
1. Sonuç, iki nokta arasındaki bir sürecin değerlendirmesinden oluşan sonuçtur. Buna “Süreçsel Sonuç” diyorum.
2. Sonuç, belli bir noktadaki durumu gösteren sonuçtur. Buna da “Noktasal Sonuç” diyorum.
Noktasal Sonuç, belli bir noktada, o noktaya kadar yapılanların son halini gösterir. Noktasal Sonuçta her zaman her şey bitmiş olmayabilir. Futbol maçı örneğimizde, maç devam ederken 60. dakikada da sonuca bakılabilir. 60. dakikadaki sonuç, o noktadaki sonuçtur. Nihai sonuç için 30 dakika daha vardır.
Mesela şu ana kadar hayatımızı değerlendirmeye kalkarsak, bulunduğumuz an, bir Noktasal Sonuçtur. Devamı olacaktır. Şu ana kadar yaptıklarımız ise Süreçsel Sonucun içindedir.
Diyelim ki, 60 yaşındayız. Ama bu 60 yılın 55 yılını gayet iyi ve zengin bir şekilde yaşadık. Son 5 yılda işlerimizin bozulmuş olması ve sıkıntıya düşmemiz, bizim sonuçta başarısız olduğumuzu mu gösterir ?
Eğer Noktasal Sonuca bakarsak evet gösterir. Ama Süreçsel Sonuçta ortada kötü bir 5 seneye karşılık, gayet iyi yaşanmış bir 55 sene vardır. Bunun başarısızlık olduğu söylenemez.
Bazen futbol maçının sonucundaki gibi Noktasal Sonuçlar, bazen hayatımızın değerlendirmesinde olduğu gibi Süreçsel Sonuçlar önem kazanır. Hangi sonucun önemli olduğu konusunda yanlışlık yapmamalıyız. Hayatımız boyunca ağır bir şekilde çalışıp, ömrümüzün son yıllarında zengin olmamızın ve sonuçta zengin ölmemizin pek de bir anlamı yoktur.