Korumacılık Teorimi ilk planlarken devletin yönetim sisteminin fazla önemli olmadığını düşünmüştüm. Sonuçta krallıkla yönetilen bir ülkede bile, kral vatandaşlarına karşı korumacı davranabilir. Ancak sonradan Sosyalizm uygulamalarının başarısızlığının en önemli sebeplerinden birinin, yönetim sistemleri olduğunu farkettim.
Sosyalizm uygulanan bir çok ülkede devlet bir parti ve onun lideri tarafından yönetiliyordu. Partinin ülkenin her köşesine yayılması ve her konuda söz sahibi olması, bazı sorunları beraberinde getiriyor. Bunların başında da liyakat ve torpil geliyor.
Diyelim ki, bir mahallede bir kuyumcu açılmak isteniyor. Koruyucu Devlet, yerel yönetim sayesinde, o mahallede rekabeti bozmayacak ama aşırı arza da yol açmayacak şekilde kaç kuyumcu olması gerektiğini tespit edebilir. Mahalle üç kuyumcuyu idare edebilecek bir yerse, dördüncü kuyumcuya izin verilmez. Ama…
Dördüncü kuyumcuyu açmak isteyen kişi, iktidardaki partinin üyesi ise ve iktidarın mahalle teşkilatı bir şekilde karar verici merciler üzerinde etkili ise, ya dördüncü kuyumcu açılır, yada mevcut üç kuyumcudan biri bir bahane ile kapatılır ve partiliye yer açılır. Ve mağdur olanlar hiçbir yere şikayet edemez. Korumacılık yandaşı kalkındırmak için kullanılmış olur.
Bu durum maalesef hayatın bir gerçeğidir. İşler çoğunlukla kağıt üzerinde planlandığı gibi yürümez. Ama bu benim Korumacılık Teorimin amacına da tamamen aykırı bir durumdur. Korumacılık Teorime göre, Koruyucu Devlet bütün vatandaşlarına eşit şekilde davranmalı ve korumalıdır. O halde…
Korumacılık Teorimin sağlıklı işleyebilmesi için devlette uygun bir yönetim sisteminin olması gerekir. Bu yönetim sisteminde Kuvvetler Ayrılığı olmalıdır. Yani Yasama, Yürütme ve Yargı ayrı olmalıdır. Hatta Basın ve Eğitim de ayrı kuvvetler olarak yer alabilir, ama bu farklı bir yazının konusudur.
Kuvvetler ayrılığı benim bir teorim değildir. Çok eskiden beri bilinen ve uygulanmaya çalışılan bir teoridir. Kanun yapma yetkisi yasama organında, kanunlara uygun yönetme yetkisi yürütmede, kanunlara uygun davranıldığını denetleme yetkisi de yargıda olmalıdır.
Bu durum Koruyucu Devletin sadece halkın belli bir kesimini korumak için çalışmasını engeller.
Devleti yönetenler sürekli yargının denetiminde olduklarında, yapılan uygulamalarda adam kayırma daha az görülür. Çünkü şikayet halinde, mevki sahiplerinin yaptıkları usulsüz işlerden dolayı yargılanma şansları vardır.
Ancak Kuvvetler Ayrılığı teorisinin de uygulamada bazı sıkıntıları vardır. Bu sıkıntıları çözmek bahanesi ile Kuvvetler Ayrılığının fiilen ortadan kaldırıldığı durumlar da vardır. Öyleyse öncelikle bu sıkıntıların çözümü üzerinde düşünmek gerekmektedir. Aksi halde Kuvvetler Ayrılığının sağlıklı uygulanamadığı bir ortamda Korumacık da sağlıklı uygulanamayacak ve başarısız Sosyalist uygulamalara dönecektir.