Zaman Üzerine 2

Zaman Üzerine isimli ilk yazımda zamanın tamamen insan tarafından belirlenmiş standartlara göre ölçüldüğünü anlatmıştım. Şimdi biraz zamanın bana göre ne olduğundan bahsedeceğim.

Aristoteles zamanın hareketle birlikte var olduğunu savunmuştur. Yani zaman hareketin varlığına bağlıdır. Bunu biraz açalım. “Hareket” kelimesi burada her şeyin hareketi ve değişimidir. Çürüyen bir muzda da hareket vardır, gezegenlerin dönüşünde de…

Aristoteles zamanı hareketi ölçmeye yarayan bir şey olarak görüyordu. Bu görüş benim Zaman Üzerine isimli ilk yazımla da uyumlu. Ancak o yazıda ben, mesela dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşünün 24’e bölünerek saatlerin belirlendiğini savundum. Yani hareketten yola çıkılarak zaman standartlarının belirlenmesinden bahsettim. İlişki var, ama sebep – sonuç ters.

Bu durum şöyle bir fark yaratıyor.

Zamanın hareketi ölçmek için kullanılması, tanımını yapmayı da kolaylaştırıyor. Zaman : Hareketi ölçmememize yarayan şeydir.

Ama hareketin zaman ölçülerini belirlemesi, zamanın tanımını eksik bırakıyor. Zamanın ölçüleri harekete göre belirlenmiştir, ama zaman nedir ?

Bu noktada filozofların bir kısmı zamanın İnsan Zihnine bağlı olduğunu savunmuşlardır. Augustinus’a göre zaman, şimdinin algılanmasıyla gerçeklik kazanan bir şeydir. Geçmiş ve gelecek denen zaman boyutlarının ontik bir gerçeklikleri yoktur. Ve zamanı ölçen ruhtur.

Ben bu tanıma katılmakla birlikte biraz farklılaştırmak ve Aristoteles ile birleştirmek istiyorum. Bana göre zaman : Hareketi algılama yeteneğimizle bağlantılı göreceli bir durumdur.

Burada göreceli olan şey zamanın ölçüsü değildir. Onu zaten standartlaştırmış durumdayız. Bir dakika herkes için bir dakikadır ve bir saatin 60 ta 1 idir. Ama “1 dakika” kişinin algısına ve içinde bulunduğu hareketli duruma göre çok değişik uzunluklarda hissedilebilir.

Bu aşamada, günümüzdeki bazı bilimkurgu filmlerindeki fikirlerden faydalanacağım.

Bilimkurgu filmlerde insanların canlı olarak dondurulması olayı vardır. Bu genelde iki şekilde olur. 1 – Felç ederek dondurma. 2 – Uyku durumuna sokarak dondurma.

Felç ederek dondurmada, dondurulan kişi hiçbir uzvunu oynatamaz. Ama çevresinde olan biten şeylerin farkındadır. Bu beyninin çalıştığını ve algılama yeteneğinin olduğunu gösterir. Bu kişi için zaman olağan seyrinde akmaya devam eder. Çünkü etrafındakiler hareketlerine devam etmektedir. Peki bu kişiyi hiçbir hareketin olmadığı bir odaya koysak, zaman algısı nasıl etkilenir ? Bence kişi zamanı hissetmeye devam eder. Çünkü etrafında hareket olmasa da, kendi vücudunun ve kafasının içinde bir hareket devam etmekte ve kişi bunu algılamaktadır.

Uyku durumuna sokma ise yine iki türlü düşünülebilir. Rüya görerek uyuma, tamamen beyni kapatarak uyuma. Rüya görerek uyuma işi biraz karışık, çünkü bilim insanlarına göre uykuda rüya görerek geçirdiğimiz süre çok fazla değil. “Cezalandırıcı” isimli filmde suçları sebebiyle dondurulmuş bazı insanlar, birkaç yüzyıl sonra uyandırılır. Uzun uzay yolculuklarında mürettebat dondurulur ve gidilen yerde uyandırılır. Bu tip dondurmalarda, dondurulan kişi için zaman tamamen durur. Çünkü kişi kendi vücudunu da algılayamamaktadır.

Tek kişi üzerinden düşündüğümüzde, uyku durumundaki bir insan için algısı durduğu anda onun için zaman durur. Ama diğer insanlar için zaman devam etmektedir. Bütün insanların uyku durumuna sokulduğunu düşünelim. Zaman durur mu ? Hayır. İnsanlar uyku durumunda ama doğa hareketine devam ediyor. “Uyuyan Güzel” hikayesinde bütün şato ve çevresi uyku durumundadır ve zamanı hissetmemektedir. Ama doğa şatoyu değiştirmektedir. Etrafı sarmaşıklar sarmakta, örümcekler ağ örmekte, bazı şeyler yıpranmaktadır. Yani hareket devam etmektedir. Uyuyanlar uyandığında, etraflarındaki değişiklikleri farkederek, belli bir süre uyuduklarının bilincine varır.

Peki insanların algıları ile beraber bütün her şeyin (gezegenlerin dönüşü, bitkilerin büyümesi, rüzgarlar, dalgalar, hayvanlar, saatler…) hareketi bir anda dursa, bir süre sonra tekrar her şey kaldığı yerden ve hiçbir şey değişmeden başlasa ? Bu duraklamanın farkına bile varmayız ve zaman da her şey ile beraber durmuş olur. İşte zamanın hareket ve algı ile ilgisini gösteren güzel bir örnek.

Kurgu dendiğinde bir de Süper kahramanlar vardır. Mesela Süpermen ve Flash. Bunlar çok hızlı bir şekilde hareket edebilmektedir. Ancak iş bunların hareketi ile bitmiyor. Hareket ederken aynı zamanda algılayabilmektedirler. Yani Süpermen birkaç saniye içinde bir odanın içinde bir şeyleri arayabilmektedir. Bir şeyleri arayabilmek, vücut hareketinden farklı bir olaydır.

“2 + 2 kaç eder” diye, bir 1. sınıf öğrencisine sorduğumuzda, 5 – 10 saniye düşünerek sorunun cevabını verir. Yetişkin bir insanın bu soruya cevap vermesinin 1 saniye olduğunu varsayalım. Yani yetişkin bir insan, çok basit bir işlemi 1 saniye içinde algılayarak cevaplayabilmektedir. Peki bir bilgisayar bu işlemi kaç saniyede yapar ?
Doğru soru bu değil. Doğru soru bir bilgisayarın 1 saniyede bunun gibi kaç işlem yapabildiğidir. Cevabı ise Trilyonlarca !

Yani bir bilgisayarın bir işlemi algılama ve cevaplama hızı basitçe en az saniyenin trilyonda biri kadardır. İşte Süpermen’in de buna benzer bir algı hızı vardır. Vücut hızı onu odanın içinde dolaştırırken, algı hızı etraftaki belgeleri gözden geçirmesini sağlamaktadır. Şimdi normal bir insan ile Süpermen için 1 saniye aynı değerde midir ?

Olay sadece vücut hızı olsa, otomobil ile 1 saat yol giden bir insan, aynı rotada 1 saat yürüyen bir insandan çok daha fazla şey algılamalıdır. Ama sonuçta ikisi de insandır. Her ne kadar insandan insana değişebilse de, algı hızlarımız arasında Süpermen ile normal insan arasındaki fark gibi bir fark yoktur. Bu nedenle 1 saat otomobille giden bir insan, 1 saat yürüyen insandan farklı şeyler, ama aşağı yukarı aynı miktarda algılar. Yürüyen insanın yerde gördüğü izmariti, otomobildeki insan görmez. Otomobildeki insanın aynı sürede daha uzağa ulaştığı için gördüklerini de yürüyen insan görmez.

Toparlarsam, şunu iddia edebilirim : Vücut hızı bizim göremeyeceğimiz kadar hızlı olan ve algı hızı buna uyumlu bir canlı, bizden tamamen farklı bir zaman anlayışına sahip olacaktır. Belki bütün ömrünü bizim 1 saniyemiz içinde yaşayabilecektir.




Bu yazı Uncategorized içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.