Korumacılık ve Milliyetçilik

Bir devletin vatandaşlarını koruyabilmesi için önce vatandaşlarının sayısını bilmesi ve onlarla ilgili detaylara sahip olması gerekir.

Devletin vatandaşlarını korumak için ciddi bir planlama ve gelecek vizyonuna sahip olması gerekir. Nüfus ve nüfus hareketleri bu planlamalarda en önemli yere sahiptir. Daha fazla nüfusun yaşadığı yerler, daha fazla elektrik ve su kullanımına sahiptir. Bunların temini için gerekli önlemler alınmalıdır. İnsanların ikamet edebilmesi için yeterli konut olmalıdır. Çalışabilmeleri için iş imkanları olmalıdır. Gerek şehir içi, gerek şehir dışı ulaşım imkanları sağlanmalı, nüfusu besleyebilecek yeterli gıda üretimi ve sevkiyatı sağlanmalıdır. Bir bölgedeki nüfus birkaç sene içinde çok miktarda azalırsa, o bölgede yapılmış olan yatırımlar boşa gider. Nüfus birkaç sene içinde beklenenden çok daha fazla artarsa, yapılmış yatırımlar yetersiz kalır ve insanlar ihtiyaçlarını karşılayamaz.

Bu yatırımlar devletin bütçesinden yapılır. Peki devletin bütçesi aslında kim tarafından sağlanır ? Tabi ki, o devlete vergi verenler tarafından. Bir insan hiç vergi dairesine gitmese bile devlete vergi verir. Satın aldıkları üzerinden çeşitli vergiler öder. Öyle ki, bu vergiler bazen satın aldığı şeyin gerçek değerinin birkaç katına çıkabilir.

Yani bir devletin planları dahilinde yapmış olduğu bir baraj, o devlete vergi veren vatandaşlarının parası ile yapılmış olur. Bir vatandaşın içinde doğup, büyüdüğü devlete çok büyük bir maddi katkısı vardır. İşte bu yüzden vatandaşların, o barajın ürettiği elektrik ve suyun üzerinde hakkı vardır. O devletin parkındaki spor aletinden, belediye binasına kadar yapmış olduğu her türlü yatırımın ve hizmetin üzerinde hakkı vardır.

Diğer yandan günümüzde Dünya üzerinde insanların yaşadığı ve herhangi bir devlete ait olmayan bir toprak parçası kalmamış durumdadır. Her devlet kendi sınırları içinde kendi vatandaşlarına sahiptir. Ve bu vatandaşların başka bir devletin sınırlarına girmesi gerek kendi devleti, gerek gitmek istediği devlet tarafından çeşitli şartlara bağlıdır. Bunun sebebi, devletlerin yukarıda bahsettiğim ani nüfus hareketlerini önlemeye çalışmasıdır.

Bir devletten başka bir devletin sınırlarına herhangi bir sebeple giren kişi, girdiği devletin vatandaşlarının katkısı ile yapılmış hizmetlerden faydalanır. Bu faydalanmanın makul bir sebebi olmalıdır. Turistik bir gezi, gidilen ülkeye döviz kazandırır. Bu döviz ile devlet, kendi sınırlarında üretilmeyen ürünleri başka devletlerden temin edip, kendi vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılar. Yani turistik ziyaretler istenen ve teşvik edilen bir nüfus hareketidir. Dünyada turizm gelirleri ile geçinen ülkeler var.

Bir diğer nüfus hareketi ise göçmenliktir. Devletler kendilerinde eksik olan bazı iş dallarında çalışmaları için başka devletlerden yetişmiş elemanları alabilir. Hatta gerekli kültürel uyumu sağlarsa, vatandaş da yapabilirler. Bu da yine mevcut vatandaşların ihtiyacını karşılamaya yönelik bir harekettir.

Bir başka husus ise kültürdür. Çoğu devletin sınırlarını belirlemelerinin üzerinden, vatandaşlarının kültürünü farklılaştıracak kadar bir zaman geçti. Yani her devletin vatandaşlarının diğer insanlardan farklı bazı kültürel özellikleri olduğunu söyleyebiliriz. Bu farklı kültürlerde yetişen insanların, birbirlerinin kültürlerine uyum sağlamaları zor olabilir. Daha kötüsü bu kültürel farklılıklar bazı düşmanlıklara yol açabilir. Bu yüzden bir devlet, vatandaşlığa kabul edeceği kişinin girmek istediği topluma kültürel uyum sağlamış olmasına dikkat etmelidir.

Devlet, gelecek vizyonu kapsamında vatandaşlarını yönlendirir. Mesela gelecekte daha fazla doktora ihtiyaç olacağını düşünüyorsa, yeni Tıp Fakülteleri açar veya mevcutların kapasitesini arttırır. Böylece daha fazla vatandaş tıp eğitimi alarak doktor olur. Her ne kadar kişi kendi çabası ile doktor olduğunu düşünse de, devletin planı onun doktor olmasını kolaylaştırmıştır. Yani bazı meslek sahiplerinin vatandaşı oldukları devlete hizmet borcu vardır. Bunların başka devletlere gitmemeleri için gerekli hakları verilmelidir.

Toparlayacak olursak…

Korumacı devlet, vatandaşlarının vergileri ile sağladığı hizmetleri önce vatandaşlarına vermelidir. Vatandaşlarını mağdur edecek içten dışa veya dıştan içe nüfus hareketlerine izin vermemelidir. Yani sınırlarını kaçaklara karşı korumalı, sığınmacıları insani yardım kapsamında yine planlı bir şekilde kabul etmelidir. Yetişmiş vatandaşlarını ise kaçırmamalıdır. Korumacı devlet, vatandaşlarının kültürünü de korumalıdır. Bütün bunlar da vatandaşlığa dayalı bir milliyetçilik olarak görülebilir.

Bu yazı Korumacılık içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.