Saygı görmek her insanın isteğidir. Ancak saygının insanın yaptığı işten kaynaklanması, bir sorundur.
Bir toplumun sağlıklı işlemesi, o toplumda iyi bir iş bölümünün olmasına bağlıdır. Doktora da, inşaat işçisine de, berbere de, temizlik işçisine de ihtiyaç vardır. Bir ülkede kimse çiftçilik yapmak istemezse, o ülkede sebze, meyve, tahıl hiçbir şey yetişmez. Bütün bunları yurt dışından getirmek gerekir ki, bu da en temel ihtiyaçta dışa bağımlı olmak demektir.
Bir ülkede tıp fakültesi yoksa, Doktor yetişmez. O ülkede hasta olan, kaza geçiren insanlarla ilgilenecek doktor olmaz. Mecburen, yine yurt dışından doktorlar getirmek gerekir.
Günümüzde toplumsal iş bölümünü etkileyen iki önemli husus vardır. Bunlardan bir tanesi hükümet politikalarıdır. Hükümet politikaları, doğrudan veya dolaylı olarak insanları hangi işi yapacaklarına yönlendirir. Doğrudan yönlendirme, eğitim ile olur. Yukarıda dediğim gibi tıp fakülteleri açılır ve bu fakültelerin kontenjanları olur. Bu kontenjan mesela 5000 kişi ise, devlet o sene için 5000 kişiyi doktor olmaya yönlendirmiş olur. Doktor olmak isteyenlerin sayısının 6000 olması bir şey ifade etmez. 1000 kişi ya öbür seneyi beklemek, ya başka bir işe yönelmek, ya da yurt dışında tıp okumak zorunda kalır.
Hükümet dolaylı yoldan da insanları bazı işleri yapmaya veya yapmamaya yönlendirir. Mesela zorunlu eğitimin 12 sene olması, gençlerin çırak olarak yetiştikleri işlerle ilgilenmelerine engel olur. Su tesisatçısı, berber gibi mesleklerde yeni ustalar yetişmez. Bazı ürünlerin ithalatının kolaylaştırılması ve bunların fiyatının üretilenlerden ucuz olması, o ürünü üretmekle uğraşanların işi bırakmasına sebep olur.
Bu nedenle hükümetlerin, toplumsal iş bölümündeki mesleki çeşitliliği korumak için çok dikkatli kararlar alması gerekir.
Geldik toplumsal iş bölümünü etkileyen ikinci hususa…
Bu yapılan işin toplum gözünde saygınlığı konusudur. Çok yanlış bir şekilde bazı işler saygın olarak görülürken, bazı işlere iyi gözle bakılmamaktadır. Oysa dediğim gibi her işi yapacak insana ihtiyaç vardır. Kimse inşaat işçisi olmazsa, inşaatları kim yapacak ? Kimse temizlik işçisi olmazsa, temizliği kim sağlayacak ?
Bu noktada önemli olan, insanın ne iş yaptığı değil, işini nasıl yaptığı olmalıdır. Bence işini iyi yapan bir temizlik işçisi, işini kötü yapan bir mühendisten daha saygındır. Daha önemlisi, işini iyi yapan bir insan, aynı işi kötü yapandan daha fazla para kazanmalıdır.
En başta dediğim gibi her insan saygı görmek ister. Eğer garsonlar yaptıkları işten dolayı aşağılanırsa, kim garsonluk yapmak ister ? Baba parasıyla gittiği restoranda, garsonları aşağılayan bir insan, sadece terbiyesizlik yapmayıp, aslında toplumsal iş bölümüne dinamit koymaktadır. Aynı şey kapıcıya kötü davranan daire sahipleri, parklarda temizlik işçilerine zorbalık yapanlar, hatta işçilerine kötü davranan patronlar için de geçerlidir.
Kimsenin işi doğuştan belli değildir. Patronların bile işlerini çocuklarına bırakabilmelerinin garantisi yoktur. Bundan dolayı çocuğu ile ilgilenen her ebeveyn, onun gelecekte saygı görmesi ve para kazanması için kendine göre daha iyi olduğunu düşündüğü işlere yönlendirmeye çalışır. Bu da toplumsal iş bölümünü bozar.
Bu durumdan kurtulmanın yolu, toplumda ne iş yaparsa yapsın, işini iyi yapanların saygı ve takdir görmesini sağlamaktır.